Ana içeriğe atla

Kayıtlar

özlemek diye mühim birşey var hayatta...yani henüz kıyısından köşesinden hissedilir cinsinden lakin bu kadarına bile gönül tahammülsüz...hani hergece bir yanının uykusuz kalması gibi düşünki bir yanının hiçbir sabah uyanamaması gibi onun olmaması kahvenin tadının bile değişik gelmesi gibi...zamanın hem hiç akmıyor gibi gelip de aynı anda o gideli yıllar olmuş gibi hissettiriyor olması gibi...özlemek diye bir sey var yani hemde oldukça mühim birşey... şafak okyanusun öbür tarafına geçeli tam 1hafta oldu...gitmeden önce evimizi esyalarımızı ve anılarımızı toplayıp kutulayıp gönderdik...sonrasında az biraz yorucu ama bolca keyifli apartopar bir nişan geçirdik...bikaç sevdiğimiz dışında tüm ailemiz ve dostlarımız bizimle birlikte kadeh kaldırdı o gece...az biraz sarhoş az biraz yorgun bolca keyifli...sonrasında gitti...gitti ...kelimesi hiç bukadar hüzünlü bukadar kırılgan bukadar darmadagın gelmemişti gözüme...herşey planladıgımız gıbı sorunsuz sıkıntısız ilerliyor bunun için tabiki mutl...
...nasıl gidiyor sorusuna : aynı iş güç devam... diye cevap verme olayını okadar abartmışım ki kronik bir rahatsızlıkmış gibi bunyemde taşımaya başlamışım...lakin bugun dusundumde birçok şey farklı...aynı olan tek şey hayatımın hala bana tam anlamıyla yetemiyor olması...hep bir eksiklik hep bir bitmemişlik hep bir fazladan çaba...neyse... biraz amerika planlarımızdan bahsedeyim...sevdiceğimin bulaşık yıkamaktan usanıp ilk(ve son) maaşıyla aldığı supersonık bulaşık makinasını henuz eve gelmemişken apartopar iade ettik...oturup sonrasında bir süre birbirimizin sırtını sıvazlarken nasılsa gideceğizle başlayan birkaç cümle kurmayıda ihmal etmedik...sonrasında şafak vize fotografını çekip hazırlıklara resmı olarak başlamış bulundu...ailelerimizi bu fikri alıştırmak pek zor olmadı geçmiş senelerden bir kulak dolgunlukları mevcut...neyseki tontiş eniştem ve teyzem dışında olumsuz cumlelerle içimizi karartan pek kimse olmuyor şu sıra...bu haftaki ilk işimiz pasaportlarımızı çıkarmak.şafak mar...
Cok sey yazmak isteyipte ne yazacagini bilememek...macera dolu amerika nidalari yukseliyor su sira hayatimda...iyi mi kotu mu bilmiyorum lakin bilmekte istemiyorum sanirim...olmuyor buralarda hep bir gec kalmislik hep bir yarim yamalaklik hep bir ayni bunalimin baska renklerini giyiniyoruz...ustelik sen ben degil sadece milletce top yekun oluyor tum bunlar...daha iyi bir dunya icin diye baslayan cumleler bogazimiza tikiliyor daha yarisina gelmeden...yok ole bir dunya butun ihtimallerimizi ucurumlardan yuvarladilar...is desen is degil sevdigimiz islerin boluk porcuk curumus taraflarina tutunmus biseyler yapmak icin cirpinip duruyoruz...yillar durmuyor kuyumuzu kaziyor adeta...artik daha az icip daha nadir sarhos oluyoruz bunyemiz dayanmiyor yarin is var yahut gereksiz masraf yada en kotusu kadeh kaldirisimiza eslik edecek dostlarimiz cok uzaklarda kalmis...daha az gulup daha cok yiyoruz ruhumuz doymuyor cunku cunku yedikce gececek zannediyoruz oysa gecmiyor kuyumuzu kazan zamana siskolu...

taslaklarda sıkısıp kalmis bikac cumle

Baska birinin bloguna gizlice girmisim bikac cumle kurup kacacakken cokca tanidik gelmis cikip gidememisim gibi bir his...oysaki necok kalp acisi ne cok kirginlik bolca mutluluk bikac ask paylasmisim...su siralar inanki baska bir hayati yasiyor gibiyim ben gibi degil gibiyim...bazen durup dusununce heleki kazala asunun bikac boyasini bikac fircasini bikac dakikaligina gasp edisimden sonra...dedimki degilim ben gibi degilim su sira...yuzunu yikamaya usenirmi insan olmeyecegimi bilsem nefes alasim yok sen dusun halimi...ole cirkinim ki bide dusman basina evlerden uzak bi cirkinlik benimkisi nasil sisko nasil cirkinim anlatamam...gorsen bide kus kadar yiyorum zaten asil hucrelerime kadar sinirlendiren sey bu arkadasim hayatim ot cop bide iki dilim peynirden ibaret...ekmek yemiyoruz seker desen cay kahve sek gidiyor allahim su iki aydir ictigim sulari sen affet nehirler goller kuruttum...yok arkadas yok 2kg oda rica minnet yanlis anlama.cirkinligim butun gercekligiyle aynadaki suretimde ba...
çok çalışıyorum...hatta yaşamıyorum sadece çalışıyorum...şikayetcimiyim bilmiyorum...sanırım şikayetci olsam çeker gıderım...gıdebılırmıyım gercekten acaba...uzunca zamandır sanırım dertleşmıyoruz blog senınle...sayın okuyucu senın ıçın bişi yazmıyorum...benım hakkımda öğreneceğin herbirşey okuyacağın herbir cümle sanırım fazladan zaman kaybı hayatında yada teferruat işte...işine yaramaz yani şurada geçireceğin vakit lakin yinede sen bilirsin...ben sırf içimin sınıkıntısı dışıma vurmadan az önce yada midemdeki kelebekleri içime sığdıramadığım zamanlarda bi iki cümle kurasım geldiğinde yahut  çokca can sıkıntısı biriktiripte kimseye derdimi anlatasım olmadığında falan yazıyorum buralara... ...çok yuksek apartmanların olduğu bılmem kaçyuz tane havuzu olan kocaman bir sitede 16. katta küçücük kutu gibi bir eve taşındım fazlasıyla keyifli ve bana göre kullanışlı bir evim var artık...azbiraz sancılı geçti bu süreç fakat geçti...hataya gitme faslı bundan önceydi atladım kronolojide bi s...
insan bazen alışamaz bazı evlere bazı kentlere bazı yemeklere hatta bazı insanlara...alışmak istemediğinden midir yoksa içinin kabulüne nail olamamasından mı....evren küçücükmüş dönüp dolaşıp hep aynı yollara sapmışız...yada bizim hayallerimiz büyüyüdükçe dünyamız küçülmüş sığamamışız hiç biryerlere...içimizde hep bir eksik kalmışlık hep bir yetişememişlik...herkes hep birşeyler beklemiş oysa...başkasından bekleyemeyeceği şeyleri senden beklemiş başkasına yakıştıramayacağını sana yakıştırmış sana mal etmiş kocaman kocamn yükleri...üstelik eskisi gibi kaçıp gidemeyecek kadarda büyümüşsün...eskimişlik yapışıp kalmış sanki ruhuna...ıkı kat elbiseyi düzenlemek bile külfet olmuş saatlerce çalışan sana iki oda evin içinde kaybolup gitme korkusundan nefesin kesilmiş...ne yapacağını bilememişsin bu zaman dek ne denirki...elimdekileri dizip orta sehpanın uzerine çekilip bir kenara boş gözlerle hiçliğime baka kalıyorum şu sıralar...ne komik...ne acınası bi haldeyim...insan bazen alışamıyor kendi...
Ne icin yasadigi muhim insanin...hatta nasıl yasadigida en az ne icin yasadigi kadar onemlli bence...arkadaslari yokken acip iki sayfa kitap okuyamiyorken gunese yuzunu donup oylece bikac zaman kalamiyorken hicbir anlami kalmiyormus gibi yasadigi hayatin. haYatin karmasasi telasi korkutuyor bazen beni.disim durgun dingin sakin ama icimi sormasin kimseler.nasil kalabalik nasil ugultulu nasil bezgin kirgin umutsuz.olurda birilerine bulasir diye azimi acmiyorum...yolculuklar hep iyi geldi ruhuma benim hep sevdim ben yollari...kendimle kalip bikac zaman baba evinde deniz kiyisinda gunese karsi dusunmeden olece kalakalmak simdilerdeki planim.azbiraz kilo almisim varsin olsun napalim kendimi cilegin kalorisi ekmegin yag oranini hesaplicak gucte hissetmiyorum.alinir boyle zamanlarda bikac kilo sonra nasilsa alindigi gibi verilir ben bikac bol hırka aldim yanima gerisi su an pek umrumdahilinde degil.