9 Şub 2017

Kilometrelerce ne demek biliyormusun...hiç hayatında kilometrelerce uzaktayken ile başlayan cümleler kurdunmu.muhtemelen kurmamışsınız yada en azından kısmet olmuşta birkez öylesine bi laf etmişsen hatırlamayacağın kadar önemsiz bi konuda falandır herhalde.ben bu koca seneyi kilometrelerce uzakta geçirdim ondan ve kendimden ve geriye kalan tüm hayatımdan kilometrelerce uzakta...bir adım yaklaşamadan üstelik ne ona ne hayatımıza...
Kilometrelerce ile başlayan onca kelime...tükendik...ne desem boş ne desem fazladan anlamsız kaldı...hayatımda kocaman bir anlam kayması öylece kalakalmış haldeyim...onsuz yaşamak hep eksik kalmak hiç yetememek gibi insan dandik bir film sahnesine ne kadar ağlar ki ... evet ben her daim sulu göz bir insandım Onu da al koy bir kenara...insan hiç uyuyamadığı gecelerden hiç uyanmak istemediği sabahlara nasıl uyanır uyanırmış...uyur uyanık yarım yamalak eksik gedik öyle böyle yaşarmış işte ne kadar yaşamaksa nasıl yaşamaksa kitap okuyamadan sevgiliye sarılıp uyuyamadan koltukta kokusuyla uyuyakalamadan iki kişilik kahvaltı masasında beş saat oturup kalmadan ayakları ayaklarına deymeden kahve kokulu bi evimiz yokken nasılsa işte yaşamak öle şu sıralar...sol yanım benden kilometrelerce uzaktayken...

31 Oca 2017

Birdaha asla eskisi gibi olmayacaktı artık ve biz bunun ağırlığının altında kalmış paramparça ruhlarımızla devam etmeliydik...belkide devam etmemeliydik henüz bilebildiğimiz zamanlarda değildik...ülkelerde savaşlar başlayıp biterken hala yeterince inandırıcı gelmiyordu  ölü insan vücutları...hayatımız manipüle edilmiş bi haber tadında olmaya başlamıştı...ve hiç olmadığımız kadar hırçındık artık hatanın her defansında bir diğerimizde olduğuna inanmak isteyen yanlarımız birbirinizi seven yanlarımızın çürüyor olmasını fırsat biliyordu sanki...acımasız birşeyler vardı ve biz hiç birşey yapamaz durumdaydık...birbirimizden bunca uzak yerlerdeyken biz bile hiç olmadığımız kadar acımasızlaşmıştık artık...o beklenen gün gelmiyordu dahada kötüsü gelmeyecekti de ve artık ikimizde bunu biliyorduk...yinede dilimizin ucundakiler bir diğerinden çok kendimizi fazlaca acıtacak cinsten olduğundan birtürlü çıkaramıyorduk kelimeleri...kelimeleri derleyip toplayıp düzgün cümleler kurmanın derdındeydık çunku hala tüm bu karmaşa içerisinde üstelik...karmaşa hayatımızın gerçeği olduğundan beri tam bir uyku uyumak fazladan lüks rüya görmek sözkonusu bile değildi...yoktun ve tüm yokoluşlardan daha başka bir kokusu vardı...

30 Oca 2017

Hiç bir şeyin yetmediği zamanlardaydık.yetinemiyorduk yetmiyorduk yetemiyorduk aynızamanda...hep bir yarım kalmışlık hep bir olmamışlık.buhran zamanları yazılan romanlar gibiydik çok şey anlatmak isterken hiç birşey anlatmayan içi boş bir hikaye...yasaklarla çevrelenmişti etrafımız ve biz ilk insanın elmaya bakışındaki meraktık bir başkasının gözünde...zamansız zamanlar kolay geçmiyormuş ...

3 May 2016

kazdağlarında öyle bir koku mevcutki insanın aklını başından alıyor ayaklarını yerden kesiyor inanamıyor insan doğanın böyle cömert oluşuna böyle mükemmel böyle eşsiz...yer gök kokuyor arkadaş...zamanı geçmek üzere olan narenciye çiçeklerinin kokusunu yeni başlayan zeytin çiçekleri kovalıyor adeta arada akşam sefaları karışıyor hele birde yasemin eklendimi dayanılmaz oluyor her nefes alışınız başka bir karnaval başka bir şenlik...lakin ne dersem diyeyim anlatılmaz yaşanır bir durum...koku olayı çok karmaşık birşey zaten insanın içine işleyen böyle her birşeyi derinlemesine kadar hatırlamanıza yardımcı olan...malum taşınma telaşındayım bıkac zamandır eşyalarım orada burada toparlanmaya çabalıyorum gideceğim güne kadar en azından toplu kalma çabası benımkısı dun sevdiceğimin yeşil yakalı tşortu geldi elime benimkilere karışmıs...butun herşey boğazıma takıldı kaldı sanırsın yutkunmak ne hıç öğrenmemişim orada öluverıcem nefessızlikten...34 koca gun 34 upuzun gece geçmış 34 kes gunaymış 34kez uykuya dalmışım ve hiç birinde sevdıcegım yokmus...ne zor işte tamda bukadar zaman olmuşken ona aıt bı parca esyanın kokusuna tahammul etmek...çok özluyorum...ellerini özlüyorum kocaman gülüşünü özlüyorum kucagına uzanıp uyuyakalmayı sabah ayaklarımın ayaklarına deymesını her eve geldığımde kapıyı onun acmasını ço özluyorum işte...helekı onunda özledığını bılmek...ruhum sıkışıp kalıyor yokluğunda nefeslerımı bıle tam alamıyorum sankı...ınsan bole kendı bole aynı bole guzel oldugu adamı sevmezmı...dayanamıyacagım demek ıstıyorum vazgectım ben herseyden don demek ıstıyorum lakın mızıkcılık yapmayayım dıye susup oturuyorum yerıme...önce aglaşıyoruz sonra daha guzel bır hayat ıcın olduguna ınandırıyoruz bırbırımızı daha guzel daha yaşanılası bır hayat ıcın hayallerımızı gerçekleştırmek için buradayım sahıp olduğumuz tum guzellıklerı dahda buyutmek ıcın buradayım dıyınce...susuyorum el mecbur...mızmızlanmayıda kesıyorum...nekadar degerli bir şeye sahıp olduğumuzu uzun zamandır bılıyorduk lakın bukadar nadır oldugunu budar elde etmesı guc oldugunu yenı oğrendık sanırım...kımseye anlatamıyorum nekadar özledığımı geçıştırıyorum soranlarada huyumkurusun sulugozlulukten çekıyorum ne cektıysem yazmak daha kolay şimdilerde anlatmaktan...neysekı kazdağlarındayım ıstanbulun karmasasından ve işin stresınden uzaklaşmış kaçıp buraya sıgınmış olmak bıle ıyı birşey benım için herşey daha katlanılmaz tahammul edılemez olabılırdı...babayla içilen akşam ustu biraları sabah kahvelerı pazar yeri gezmeleri motor yolculukları ev temızlığı bahçe işi denız kenarı yuruyuşlerı dağ kokusu zeytinyağlı fasulye yemeği  guneşlı gun mıs kokulu yağmur tum bunlar azbıraz yardımcı oluyor yoklugunda...he bırde taze adaçayı mukemmel bişey...(=

9 Nis 2016

acıların kadını tribinden çıkamıyorum şu sıra...zaten genel halim buydu hayatım boyunca son bıkaç yılda hayvan gibi çalıştığımı saymassak acıların kadını çizgimi aşmış salon kadını iş kadını gibi daha dolgun vede seksi kadınsı kimlikler edinmeye başlamıştım ki istifama iki üç kala sevdicegim gideli 10 koca gün olmuş ve ben yeniden acıların kadını duruşuma geri dönmüş durumdayım...para üstadım paran varsa herşeyin var demektir...lakin bir aşkın olmaya bilir birde iç huzurun e esasen bana sorarsan ikisi yoksa hangi çizgide olursan ol insan olma vasfını kaybediyorsun...
hadi şimdi oturup parası olan zavallı aşağılık pislik zenginleri biraz ezelim...yok yok tamamen uykusuzluktan saçmalıyorum yada çok özledim...
çok özledim lan 10 koca gün...acıların kadınına bağlamamın en buyuk sebebi...dun gittik biri nerdeyse benimkadar olmak uzere 5adet su kaplunbağası aldık yetmedı benım ıkı katım kaplumbağa heykeli aldık kaplunbağa havuzumun yanına...sonra bugun gıdıp 3 adet şapşal tavsik aldık...ınsann aklı başka yerde olunca gönlu kanmıyr hiç birseye ustadım...aklım çok başka bır yerde...10 koca gunde mesela...bundan sonrakı bırkaç koca 10 gunde...nasıl gececegı hakkında hıc bır fıkrım olmayısında...ınterette bahce havuzları begnıyorum dusundumde baya vaktımı alır yapmaya kalktıgımda bırde bakmıssın hoop bıkaç 10 gun gecıvermıs...
ınsanların bır kısmının ayy yaaa nasıl gecıcekle baslayan cumlelerıne katlanamadığım gıbı aman ya abartma gecer sende nasılsa gıdeceksın tadını çıkar ayrılık ıyıdır geyıklerınede tahammul edemıyorum...nesı ıyı lan ayrı kalmanın manyakmısınız yada bız manyakmıyız nıye ayrı kalmaktan zevk alalım...dunya bukadar kötu bı yer omaya başlamısken ve bırbrırımız ıcın fazlaca ıyı hıssettıren tek tarafsak bu hayatta elle tutulur tum guzel zamanları beraber geçırmıssek şımdı yanyana olmayan tum zamanlarn canı cehenneme...sen neyın kafasındasın arkadasım ayrılığın nesı ıyı...evırıyorum cevırıyorum ıyı bır taraf bulamıyorum...benım romantıklıkten ıcım dısıma çıkacak gun gun mengeneye gırmıs bıgı kalbım sıkışmaya başlayacak sen bana ıyılıkten guzellıkten bahsedeceksın bahsetme guzel ınsan...sen mumkunse bısı deme...benım huznum bana yetıyor...dıyorumkı bahce havuzu ıyı fıkır...saçmalamamıda engeller belkı kımbılır...

6 Nis 2016

özlemek diye mühim birşey var hayatta...yani henüz kıyısından köşesinden hissedilir cinsinden lakin bu kadarına bile gönül tahammülsüz...hani hergece bir yanının uykusuz kalması gibi düşünki bir yanının hiçbir sabah uyanamaması gibi onun olmaması kahvenin tadının bile değişik gelmesi gibi...zamanın hem hiç akmıyor gibi gelip de aynı anda o gideli yıllar olmuş gibi hissettiriyor olması gibi...özlemek diye bir sey var yani hemde oldukça mühim birşey...
şafak okyanusun öbür tarafına geçeli tam 1hafta oldu...gitmeden önce evimizi esyalarımızı ve anılarımızı toplayıp kutulayıp gönderdik...sonrasında az biraz yorucu ama bolca keyifli apartopar bir nişan geçirdik...bikaç sevdiğimiz dışında tüm ailemiz ve dostlarımız bizimle birlikte kadeh kaldırdı o gece...az biraz sarhoş az biraz yorgun bolca keyifli...sonrasında gitti...gitti ...kelimesi hiç bukadar hüzünlü bukadar kırılgan bukadar darmadagın gelmemişti gözüme...herşey planladıgımız gıbı sorunsuz sıkıntısız ilerliyor bunun için tabiki mutluyum gelecekten umutluyum evet çok daha guzel yarınlar daha guzel anılar bırıktırebılmek için tüm bunlar...lakin sevdiceğimin adının yanında gitmek fiili gelip yanaşınca içimdeki kelebekler hepbirden havalanıyor yuregımde onlarla ucup ağzıma kadar geliyor...gözumdekı pınarları tutamıyorum burnumun direği sızlıyor...hiç alışık değil benim ruhum onun olmadıgı gecelerde uyuyup olmadıgı sabahlara uyanmaya...
ne yapsam guzelleşemıyorum sankı...o olmayında cırkın bed somurtuk bi kadın oluverıyorum...tum ıltıfatlar havada asılı kalıyor ve ben aynı andan suanda onun yasadıgı şehırde saat kaç onu hesaplamaya çabalıyorum...kendım ıcın kolaylaştırmaya çalışıyorum tum b ayrılık zamanlarını lakın tum cabam becerıksızce bır hal alıyor ben ugraştıkca...ertelıyorum daha ıyı bır ruh halıne sahıp olacagım zamanları bır sonrakı gune...lakın geçmeyecek korkarım...korkarım dahada buyuyecek bu ıcımdekı sızı...nezaman dayanılmaz bır hal alır ve ben nasıl başacıkarım...domates ekıcem bıber yetiştiricem egeye dondugumde...bısıklete bınıcem hergun muhakkak yorulmam lazımkı uyuyabıleyım gecelerı...sonra sahılde kıtap okuyacagım sevdıcegım sever sahıllerı beraber oturup denızı ızledıgımız yerde o cok sevdıgı kalamardan yerken fotografımı atıcam ona ıyıkı teknolojı var gozunu seveyım teknolojının ne guzel nımet...akşamları evegelınce hooop hemen kamera karsısına nerdeydın ne yaptın ...neyse ne dıyordum...sevgılıden uzak 10bın fersahmıydı sevgılıden uzak harıkalar dıyarımıydı sevgılının gırmedığı eve doktormu gırerdı yok sevgılının yoklugunda oyolanma yontemlerıydı...neysekı dagbayır neysekı onumuz bhar sonrası yaz neysekı ege neysekı...
28 yıllık hayatımda oğrendıgım bısey varsa oda ruhunu sevdığın adamı bulmak zor arkadasım...soyle uzanınca yanına evdekı kahve kokusu ıcını doldururken sırtını kaşıyan bır el varsa kafanı kaldırdığında ruhuna bakan bı çıft goz mıss daha ne ıster ınsan hayattan...yol arkadası kalp sızısı ıcının en derını olmayı bılmıs demektır...ağlayabılen adam adam gıbı adamdır ınan bana...hayatın bana verdığı en guzel hedıyeye sahıbım babamdan sonra bukadar ruhuma eş olabılen tek adamın şımdı çok uzağımda olmasını kabullenemıyor hıcbır yanım...ondan bu yarım kamıslık hıssı şımdılerdekı ondan bu bı ne yapacagımı bılememem cocuk gıbı sureklı mızmızlanıyor olmam...romantıklıkten olucem yoklugunda suracıkta...yzımın bıle nevrıdonmus boyle dahabı kıvrımlı dahabır dokunaklı bır hal almıs turk fılmıne bağlıcam bıraz daha devam edersem...işkence gıbıyım bugece bır dığerıne...nezaman ıcım dısıma tassa ve kımsecıklere derdımı anlatamasam fazla uzaklaşamayacak durumdaysam helekı...

5 Şub 2016

...nasıl gidiyor sorusuna : aynı iş güç devam... diye cevap verme olayını okadar abartmışım ki kronik bir rahatsızlıkmış gibi bunyemde taşımaya başlamışım...lakin bugun dusundumde birçok şey farklı...aynı olan tek şey hayatımın hala bana tam anlamıyla yetemiyor olması...hep bir eksiklik hep bir bitmemişlik hep bir fazladan çaba...neyse...
biraz amerika planlarımızdan bahsedeyim...sevdiceğimin bulaşık yıkamaktan usanıp ilk(ve son) maaşıyla aldığı supersonık bulaşık makinasını henuz eve gelmemişken apartopar iade ettik...oturup sonrasında bir süre birbirimizin sırtını sıvazlarken nasılsa gideceğizle başlayan birkaç cümle kurmayıda ihmal etmedik...sonrasında şafak vize fotografını çekip hazırlıklara resmı olarak başlamış bulundu...ailelerimizi bu fikri alıştırmak pek zor olmadı geçmiş senelerden bir kulak dolgunlukları mevcut...neyseki tontiş eniştem ve teyzem dışında olumsuz cumlelerle içimizi karartan pek kimse olmuyor şu sıra...bu haftaki ilk işimiz pasaportlarımızı çıkarmak.şafak mart ayı içerisinde yahut en geç mart sonunda gidiyor...evet sanırım en çok içime sıkışıp kalan cumle az önce kurduğumdu...3koca yılı devırmış 4te bayaca yol katetmiş bir çift olarak şafakla ilgili bensiz cümlelere dayanamazken birde o cümlelere gitmek kelimesinin değişik versiyonları eklenince içim ezilip büzülüp küçücük kalıveriyor...
denemeden edemıyeceğimizi hiç bir zaman tam anlamıyla huzurlu kalamayacagımızı hep bır tarafımızın deneseydık dıye dıye yaşayacağını anlayınca 1gunde 1anda 1kerede 1 cumleyle gıtmeye karar verdık...
bugune kadar şehırler kentler terkedip hıç pişmanlık duymamış bir kadın olarak bu defa içimdeki şeyi tarıf edemıyorum...henuz heyecanlı degılım bılıyorum...mutsuzda degılım lakın boyle bır durgunluk var sankı ınceden bır tedırgınlık nasıl desem plan yapamamak gıbı ...bır evı bir mahalleyi kasabayı bır okulu hatta şehirleri kentleri bırakabılırdım daha genç daha guclu çok daha gozu karaydım...şımdılerde 30a 2 kala bir restoran müdüresı olarak esasen sevgımın askımın gelecegı ıcın azbıraz hayallerıme ulaşma ıhtımalımden bir mıktar hayatın benım ıcın yenı planları varmı dıye meraklandığımdan belkıde sadece denemedım dememek ıcın gıdıyoruz...
belkide yeni bir hikayeye ihtiyacımız vardır ıkımızınde...(=