Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Birdaha asla eskisi gibi olmayacaktı artık ve biz bunun ağırlığının altında kalmış paramparça ruhlarımızla devam etmeliydik...belkide devam etmemeliydik henüz bilebildiğimiz zamanlarda değildik...ülkelerde savaşlar başlayıp biterken hala yeterince inandırıcı gelmiyordu  ölü insan vücutları...hayatımız manipüle edilmiş bi haber tadında olmaya başlamıştı...ve hiç olmadığımız kadar hırçındık artık hatanın her defansında bir diğerimizde olduğuna inanmak isteyen yanlarımız birbirinizi seven yanlarımızın çürüyor olmasını fırsat biliyordu sanki...acımasız birşeyler vardı ve biz hiç birşey yapamaz durumdaydık...birbirimizden bunca uzak yerlerdeyken biz bile hiç olmadığımız kadar acımasızlaşmıştık artık...o beklenen gün gelmiyordu dahada kötüsü gelmeyecekti de ve artık ikimizde bunu biliyorduk...yinede dilimizin ucundakiler bir diğerinden çok kendimizi fazlaca acıtacak cinsten olduğundan birtürlü çıkaramıyorduk kelimeleri...kelimeleri derleyip toplayıp düzgün cümleler kurmanın derdındeydık ...
Hiç bir şeyin yetmediği zamanlardaydık.yetinemiyorduk yetmiyorduk yetemiyorduk aynızamanda...hep bir yarım kalmışlık hep bir olmamışlık.buhran zamanları yazılan romanlar gibiydik çok şey anlatmak isterken hiç birşey anlatmayan içi boş bir hikaye...yasaklarla çevrelenmişti etrafımız ve biz ilk insanın elmaya bakışındaki meraktık bir başkasının gözünde...zamansız zamanlar kolay geçmiyormuş ...
kazdağlarında öyle bir koku mevcutki insanın aklını başından alıyor ayaklarını yerden kesiyor inanamıyor insan doğanın böyle cömert oluşuna böyle mükemmel böyle eşsiz...yer gök kokuyor arkadaş...zamanı geçmek üzere olan narenciye çiçeklerinin kokusunu yeni başlayan zeytin çiçekleri kovalıyor adeta arada akşam sefaları karışıyor hele birde yasemin eklendimi dayanılmaz oluyor her nefes alışınız başka bir karnaval başka bir şenlik...lakin ne dersem diyeyim anlatılmaz yaşanır bir durum...koku olayı çok karmaşık birşey zaten insanın içine işleyen böyle her birşeyi derinlemesine kadar hatırlamanıza yardımcı olan...malum taşınma telaşındayım bıkac zamandır eşyalarım orada burada toparlanmaya çabalıyorum gideceğim güne kadar en azından toplu kalma çabası benımkısı dun sevdiceğimin yeşil yakalı tşortu geldi elime benimkilere karışmıs...butun herşey boğazıma takıldı kaldı sanırsın yutkunmak ne hıç öğrenmemişim orada öluverıcem nefessızlikten...34 koca gun 34 upuzun gece geçmış 34 kes gunaymış 34...
acıların kadını tribinden çıkamıyorum şu sıra...zaten genel halim buydu hayatım boyunca son bıkaç yılda hayvan gibi çalıştığımı saymassak acıların kadını çizgimi aşmış salon kadını iş kadını gibi daha dolgun vede seksi kadınsı kimlikler edinmeye başlamıştım ki istifama iki üç kala sevdicegim gideli 10 koca gün olmuş ve ben yeniden acıların kadını duruşuma geri dönmüş durumdayım...para üstadım paran varsa herşeyin var demektir...lakin bir aşkın olmaya bilir birde iç huzurun e esasen bana sorarsan ikisi yoksa hangi çizgide olursan ol insan olma vasfını kaybediyorsun... hadi şimdi oturup parası olan zavallı aşağılık pislik zenginleri biraz ezelim...yok yok tamamen uykusuzluktan saçmalıyorum yada çok özledim... çok özledim lan 10 koca gün...acıların kadınına bağlamamın en buyuk sebebi...dun gittik biri nerdeyse benimkadar olmak uzere 5adet su kaplunbağası aldık yetmedı benım ıkı katım kaplumbağa heykeli aldık kaplunbağa havuzumun yanına...sonra bugun gıdıp 3 adet şapşal tavsik aldık...ın...
özlemek diye mühim birşey var hayatta...yani henüz kıyısından köşesinden hissedilir cinsinden lakin bu kadarına bile gönül tahammülsüz...hani hergece bir yanının uykusuz kalması gibi düşünki bir yanının hiçbir sabah uyanamaması gibi onun olmaması kahvenin tadının bile değişik gelmesi gibi...zamanın hem hiç akmıyor gibi gelip de aynı anda o gideli yıllar olmuş gibi hissettiriyor olması gibi...özlemek diye bir sey var yani hemde oldukça mühim birşey... şafak okyanusun öbür tarafına geçeli tam 1hafta oldu...gitmeden önce evimizi esyalarımızı ve anılarımızı toplayıp kutulayıp gönderdik...sonrasında az biraz yorucu ama bolca keyifli apartopar bir nişan geçirdik...bikaç sevdiğimiz dışında tüm ailemiz ve dostlarımız bizimle birlikte kadeh kaldırdı o gece...az biraz sarhoş az biraz yorgun bolca keyifli...sonrasında gitti...gitti ...kelimesi hiç bukadar hüzünlü bukadar kırılgan bukadar darmadagın gelmemişti gözüme...herşey planladıgımız gıbı sorunsuz sıkıntısız ilerliyor bunun için tabiki mutl...
...nasıl gidiyor sorusuna : aynı iş güç devam... diye cevap verme olayını okadar abartmışım ki kronik bir rahatsızlıkmış gibi bunyemde taşımaya başlamışım...lakin bugun dusundumde birçok şey farklı...aynı olan tek şey hayatımın hala bana tam anlamıyla yetemiyor olması...hep bir eksiklik hep bir bitmemişlik hep bir fazladan çaba...neyse... biraz amerika planlarımızdan bahsedeyim...sevdiceğimin bulaşık yıkamaktan usanıp ilk(ve son) maaşıyla aldığı supersonık bulaşık makinasını henuz eve gelmemişken apartopar iade ettik...oturup sonrasında bir süre birbirimizin sırtını sıvazlarken nasılsa gideceğizle başlayan birkaç cümle kurmayıda ihmal etmedik...sonrasında şafak vize fotografını çekip hazırlıklara resmı olarak başlamış bulundu...ailelerimizi bu fikri alıştırmak pek zor olmadı geçmiş senelerden bir kulak dolgunlukları mevcut...neyseki tontiş eniştem ve teyzem dışında olumsuz cumlelerle içimizi karartan pek kimse olmuyor şu sıra...bu haftaki ilk işimiz pasaportlarımızı çıkarmak.şafak mar...
Cok sey yazmak isteyipte ne yazacagini bilememek...macera dolu amerika nidalari yukseliyor su sira hayatimda...iyi mi kotu mu bilmiyorum lakin bilmekte istemiyorum sanirim...olmuyor buralarda hep bir gec kalmislik hep bir yarim yamalaklik hep bir ayni bunalimin baska renklerini giyiniyoruz...ustelik sen ben degil sadece milletce top yekun oluyor tum bunlar...daha iyi bir dunya icin diye baslayan cumleler bogazimiza tikiliyor daha yarisina gelmeden...yok ole bir dunya butun ihtimallerimizi ucurumlardan yuvarladilar...is desen is degil sevdigimiz islerin boluk porcuk curumus taraflarina tutunmus biseyler yapmak icin cirpinip duruyoruz...yillar durmuyor kuyumuzu kaziyor adeta...artik daha az icip daha nadir sarhos oluyoruz bunyemiz dayanmiyor yarin is var yahut gereksiz masraf yada en kotusu kadeh kaldirisimiza eslik edecek dostlarimiz cok uzaklarda kalmis...daha az gulup daha cok yiyoruz ruhumuz doymuyor cunku cunku yedikce gececek zannediyoruz oysa gecmiyor kuyumuzu kazan zamana siskolu...