bir kaç bin yıl yetecek şevkate ihtiyacım vardı...esasen senden gelebilecek herne varsa ona ihtiyacım vardı...deli gibi sana ihtiyacım vardı...yoktun...üstelik hiçde olmamışsın gibi bir küstahlıkla...üzerine cuk diye oturmuştuda ne yapılabilirdiki bundan sonra hiç birşey...bende birkaç ev temizliği krizi birkaç iç kanırtıcı müzik eşliğinde geçirilen gece ve uykusuz yada gereğinden fazla uykulu birkaç ay ve gidilen birkaç yol dışında sana dair fiili hiç bir şey yapmadım...hiç birşey bırakmamıştın çünkü arkanda...insanlar yarım kalmışlıklarla yaşarlar...hep eksik hep birgün tamamlanır umudu...oysa tamamlama umudu olsada devamı gelmez nerede kalmışsa orda kalmıştır...bir adım ileri götürelim gel tut elimi desen bilirim gidemeyiz...gidilmez o yollar biz olmanın ayrıcalığını kaybedeli bikaç yüzyıl geçmiş gibi...benim olduğum zamanda başka kahramanlarım var elimi tutan...senin ellerin için kaç geceyi duvara bakarak geçirdim bilme daha iyi...
Romantik komediye gidelim dedim kahvemin son yudumunu içerken...romantik komediye gidelimki beni böyle sabahlara kadar kaşındıran şeyleri düşünmeyeyim...lakin ilk sahneden sonraki belkide herkes için komik olan 10dakika boyunca ağlamış olmamın İnan'ın bir açıklaması var...özlemek...dünyanın en salak hallerini en keyifli şekilde yaşadığın dünyadaki tek adam dünyanın öbür ucundaysa aylardır ağlarsın...saçma sapan bi romantik komedide benim gibi gülecek şeyden çok ağlayacak şeyler bulursun...ve sonuç olarak daha fazla kaşınarak salonu terkedersin...sanırım bir son yok mutlusundan bile vazgeçmek üzereyim öylesine bir sona bile razıyım lakin...hiç varamayacağımız bir yere gitmek gibi hiç gelmeyecek haftanın 8. Gününü beklemek yada ayın 32si için plan yapmak gibi halk arasında olmayacak dua ya amin demek diye bir karşılığıda var bu durumun... Tutunacak birşeyleri olmalı insanın böylesi çok zor çok hastalıklı böylesi boğucu...hiç var olmamış bir kitabın ilk baskısını beklemek gibi...çağr...
Yorumlar