insan hiç kendi içini ezer mi? ezer...hatta insan kendi kendinin azına bıle sıçar hatta abartıp kendını hırpalar mahveder...insan kendine niye bunu yapar?bilmem...ama yapar...keşke yapmasa...ama insan işte...bazı şeylerin üstünü örtebilirsiniz görmemezlikten gelebilirsiniz yatağın altına defter arasına yada sarıp sarmalayıp bi yerlere saklayabilirsiniz lakin var oldukları gerçeğinden asla kaçamassınız...ertelersiniz etkisini azaltırsınız lakin yok edemezsiniz...ufacık bir an bıle olsa ne varsa aylardır kaçmak unutmak ıçın çabaladığınız çıkıverır...sızı yoldan çıkarıverır...sizi incitebilir kırıp hırpalayıp paramparça edebılır...içinizin acısı dışınıza odanıza evınıze taşabılır...zaman yaraları kapatır elbette ama kalan izler için hiç yardımcı olmaz...mutluluğunuza sahip çıkınız...çünkü böyle zamanlar fevkelade tehlikelidir...
Romantik komediye gidelim dedim kahvemin son yudumunu içerken...romantik komediye gidelimki beni böyle sabahlara kadar kaşındıran şeyleri düşünmeyeyim...lakin ilk sahneden sonraki belkide herkes için komik olan 10dakika boyunca ağlamış olmamın İnan'ın bir açıklaması var...özlemek...dünyanın en salak hallerini en keyifli şekilde yaşadığın dünyadaki tek adam dünyanın öbür ucundaysa aylardır ağlarsın...saçma sapan bi romantik komedide benim gibi gülecek şeyden çok ağlayacak şeyler bulursun...ve sonuç olarak daha fazla kaşınarak salonu terkedersin...sanırım bir son yok mutlusundan bile vazgeçmek üzereyim öylesine bir sona bile razıyım lakin...hiç varamayacağımız bir yere gitmek gibi hiç gelmeyecek haftanın 8. Gününü beklemek yada ayın 32si için plan yapmak gibi halk arasında olmayacak dua ya amin demek diye bir karşılığıda var bu durumun... Tutunacak birşeyleri olmalı insanın böylesi çok zor çok hastalıklı böylesi boğucu...hiç var olmamış bir kitabın ilk baskısını beklemek gibi...çağr...
Yorumlar