insan önce yüreğini özgür kılmalı...bir diğerinide sevebileceğini görmek için...hemen vazgeçmemeli kucuk fırsatlara ızın vermeli...mutlu olduğunu görünce hemen öle kaçıp saklanmamalı...eski kalp sızısına takılıp kalmamalı...bazen olmaz... ıyıkıde olmaz olamayacağından olmaz belkıde ama bız o an olamıyacak olana değil olmayana takılıp kalırız olmaz oysa olmak zorundaymış gıbı üstelik hiç olduramamışken birtürlü... başkabırının ruyalarında uyanınca bikaç vakıt sonra önce şaşırıp bocalayıp eskı sızlayan yerlerıne sarılıp azbıraz mutsuz hıssedıp...sonrasında gece ırkılmelerıne alışmışsındır hayatının senlı vakıtlerının çokluğunu görunce bıde sımsıcak hıssedınce ıçını...varlığıyla artık yalnız hıssetmemeye başlarsın kendını...şanslı bıle hıssedersın...eskı sızılar geçer esasen farkedersınkı zaten hep geçmek için var olmuşlar...ızın vermek gerekır geçıp gıtmelerıne...ayaklarının yanından akıp gıderken onlar sen kalkıp bi çay demlersın...elinde bi şişe şarabıyla gelen şehrin en güzel yerlerinden bırnde senınle yemek yemeği dunden planlamış bı adam neden mutlu edemesınkı seni...yeterki yüreğini özgür kıl ki bir diğeri içinde atabıleceğini göstersin...
Romantik komediye gidelim dedim kahvemin son yudumunu içerken...romantik komediye gidelimki beni böyle sabahlara kadar kaşındıran şeyleri düşünmeyeyim...lakin ilk sahneden sonraki belkide herkes için komik olan 10dakika boyunca ağlamış olmamın İnan'ın bir açıklaması var...özlemek...dünyanın en salak hallerini en keyifli şekilde yaşadığın dünyadaki tek adam dünyanın öbür ucundaysa aylardır ağlarsın...saçma sapan bi romantik komedide benim gibi gülecek şeyden çok ağlayacak şeyler bulursun...ve sonuç olarak daha fazla kaşınarak salonu terkedersin...sanırım bir son yok mutlusundan bile vazgeçmek üzereyim öylesine bir sona bile razıyım lakin...hiç varamayacağımız bir yere gitmek gibi hiç gelmeyecek haftanın 8. Gününü beklemek yada ayın 32si için plan yapmak gibi halk arasında olmayacak dua ya amin demek diye bir karşılığıda var bu durumun... Tutunacak birşeyleri olmalı insanın böylesi çok zor çok hastalıklı böylesi boğucu...hiç var olmamış bir kitabın ilk baskısını beklemek gibi...çağr...
Yorumlar