Ana içeriğe atla
üşüyor gibiyim sonra fazla geliyor ayaklarımı örten battaniye...uykum varmış gıbı gelmesı sanırım saatlerdır yatakta oluşumdan...oysa guzel bır ekim cumartesisiydi yada cumartesi ekimiydi neyse guneşlı falandı hava uyandığımda sonra duşununce bır an hadı bu cumartesi beraber şunu yapalım dıyılecek ınsan sayısı 0 ın altına duşmuş farkettım kı...içimmi burkuldu karnımın açlığımıydı yoksa tamamen bılmıyorum ama ıyı bır hıs değildi...sonrası televizyonun gereksizliğinin gerçekliğine sinirlenip kendimi yatağıma attım yenıden...bu sırada pekde gönullu soylemesemde dışarımı çıksak bu cumartesı dedığım ev arkadaşım çok başka bı yerdeydı bazen onun yuzunden zaten nefret ettığım teknolojıden bıkaç kere daha nefret edıyorum...sonrası saatlerdır yataktayım işte ve artık işin kötusu gunlercede çıkamayacakmışım gibi geliyor...birkaç yemek tarıfı okudum sonra nezamandır yapmak istediğim ev yapımı ekmekler için bikaç tarif daha baktım...gelecek planlarım için ufak tefek de olsa bi miktar heycanlandım...kalkıp bir ekmek yapayım deneyeyım dedım şöyle cevizli zeytinli falan yada haşhaş tohumlusundan çavdar unumu alıp gelsem derken vazgeçtim...yatağın yanındaki kitabı alıp bıkaç saatde onu okudum...bikaç telefon çalışı falan derken baktım akşam olmuş...ölece tavana bakarken cumartesileri dedim daha çok özleniyor bu adam bişey yapmak gerek kalktım dolapta yarısı çürümeye başlamış olan ama hala bı mıktar gideri olan muzu yedim...rejimdeyim bu aralar...gunde 1dılım ekmekle hayatımı devam ettırmeye çabalıyorum onun dışında çikolataya olan uzaklığım hucrelerımı tıtretmıyor değil...evdeki yemek portfolyosundakı değişime neyseki ev arkadaşımın bır şıkayetı yok...buğdaylı kabak yemeği mercimek yemeği fırında sebze sebzeli tavuk kabak salatası karışık cevızlı salata peynırlı roka salatası tarhana çorbası mercımek çorbası domates çorbası yayla çorbası tekrardan salata sebze salata sebze tavuk salata yıne salata...of...canımın alkol çekmıyor olması şartlanmakla ılgılı sanırım...ömrumu bu yatakta geçırmeye karar vermek üzereyim...hiç sırası değil bunalıma girmenin ş.yi çağırayım film falan izleriz butun gece bunalımımı geciktirir...yada gelmesin ben butun gece yenı bır dızıye başlayıp bıtıreyım...haksızlık etmıyeyım zekı bı adam oluşunu taktır edıyorum ...eğlencelı olmadığınıda söyleyemem...sorun benım aklımın çok başkabır yerde oluşu...daha pazar var geçırılecek he böylede bahsedınce sankı hafta içleri yoğunmuşum gıbı bır havam oluyor okula gitmek şöyle dursun okula gitme fikri bile sinirimi bozuyo yataktan çıkmamak ıçın al sana bı neden daha...36 sayfalık kozmetik dergimin isim ve kapak çalışmasını tamamlamış olmanın haklı gurunu yaşıyorum...devamını getırıcem...yanı öyle olmasını umuyorum...birini azda olsa mutlu edecek planlar yapıyorum mutlu olduğunda ruhumun mutlu olduğu ınsanlar var hala kaybetmemeyı dılıyorum...oadar uşengecımkı hıç bırşey yapmadan gunler geçiyor...uşuyomuyum bukadar saattır hala anlaymadım...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Romantik komediye gidelim dedim kahvemin son yudumunu içerken...romantik komediye gidelimki beni böyle sabahlara kadar kaşındıran şeyleri düşünmeyeyim...lakin ilk sahneden sonraki belkide herkes için komik olan 10dakika boyunca ağlamış olmamın İnan'ın bir açıklaması var...özlemek...dünyanın en salak hallerini en keyifli şekilde yaşadığın dünyadaki tek adam dünyanın öbür ucundaysa aylardır ağlarsın...saçma sapan bi romantik komedide benim gibi gülecek şeyden çok ağlayacak şeyler bulursun...ve sonuç olarak daha fazla kaşınarak salonu terkedersin...sanırım bir son yok mutlusundan bile vazgeçmek üzereyim öylesine bir sona bile razıyım lakin...hiç varamayacağımız bir yere gitmek gibi hiç gelmeyecek haftanın 8. Gününü beklemek yada ayın 32si için plan yapmak gibi halk arasında olmayacak dua ya amin demek diye bir karşılığıda var bu durumun... Tutunacak birşeyleri olmalı insanın böylesi çok zor çok hastalıklı böylesi boğucu...hiç var olmamış bir kitabın ilk baskısını beklemek gibi...çağr...
kazdağlarında öyle bir koku mevcutki insanın aklını başından alıyor ayaklarını yerden kesiyor inanamıyor insan doğanın böyle cömert oluşuna böyle mükemmel böyle eşsiz...yer gök kokuyor arkadaş...zamanı geçmek üzere olan narenciye çiçeklerinin kokusunu yeni başlayan zeytin çiçekleri kovalıyor adeta arada akşam sefaları karışıyor hele birde yasemin eklendimi dayanılmaz oluyor her nefes alışınız başka bir karnaval başka bir şenlik...lakin ne dersem diyeyim anlatılmaz yaşanır bir durum...koku olayı çok karmaşık birşey zaten insanın içine işleyen böyle her birşeyi derinlemesine kadar hatırlamanıza yardımcı olan...malum taşınma telaşındayım bıkac zamandır eşyalarım orada burada toparlanmaya çabalıyorum gideceğim güne kadar en azından toplu kalma çabası benımkısı dun sevdiceğimin yeşil yakalı tşortu geldi elime benimkilere karışmıs...butun herşey boğazıma takıldı kaldı sanırsın yutkunmak ne hıç öğrenmemişim orada öluverıcem nefessızlikten...34 koca gun 34 upuzun gece geçmış 34 kes gunaymış 34...
Birdaha asla eskisi gibi olmayacaktı artık ve biz bunun ağırlığının altında kalmış paramparça ruhlarımızla devam etmeliydik...belkide devam etmemeliydik henüz bilebildiğimiz zamanlarda değildik...ülkelerde savaşlar başlayıp biterken hala yeterince inandırıcı gelmiyordu  ölü insan vücutları...hayatımız manipüle edilmiş bi haber tadında olmaya başlamıştı...ve hiç olmadığımız kadar hırçındık artık hatanın her defansında bir diğerimizde olduğuna inanmak isteyen yanlarımız birbirinizi seven yanlarımızın çürüyor olmasını fırsat biliyordu sanki...acımasız birşeyler vardı ve biz hiç birşey yapamaz durumdaydık...birbirimizden bunca uzak yerlerdeyken biz bile hiç olmadığımız kadar acımasızlaşmıştık artık...o beklenen gün gelmiyordu dahada kötüsü gelmeyecekti de ve artık ikimizde bunu biliyorduk...yinede dilimizin ucundakiler bir diğerinden çok kendimizi fazlaca acıtacak cinsten olduğundan birtürlü çıkaramıyorduk kelimeleri...kelimeleri derleyip toplayıp düzgün cümleler kurmanın derdındeydık ...