ne alıştığımdan nede uslandığımdan...erteledığımden hep bu sakınlığım...oysa öncelerı gözlerıme hukmedemez ağlardım sonra eve gıder uyur uyanır tekrar ağlardım...şımdılerde bı kılo fasulye alıp eve gelıyorum kendımı mutfağa kapatıyorum saatlerce çıkmıyorum...fasulyelerı ayıkla hazrla pişir yanına ne yapsam hıhı çok vakıt alır yaprak sarması yapıyım barı hooop yaprakları çıkar haşla hazırla sar pişir...salatada yapsammı yapıyım yemssek sabaha kalır nolcakkı...tatlıyı sonramı yapsam...ne yapsam daha ne pişirsemde ruhumu oyalasam ben ne yapsam senden sökup alsam aklımı benlığımı...söyle ben ne yapsam unutsam...ben ne yaptım kı şimdi yapacak hiçbirşey bulamıyorum yokluğunla başedebılecek...
Romantik komediye gidelim dedim kahvemin son yudumunu içerken...romantik komediye gidelimki beni böyle sabahlara kadar kaşındıran şeyleri düşünmeyeyim...lakin ilk sahneden sonraki belkide herkes için komik olan 10dakika boyunca ağlamış olmamın İnan'ın bir açıklaması var...özlemek...dünyanın en salak hallerini en keyifli şekilde yaşadığın dünyadaki tek adam dünyanın öbür ucundaysa aylardır ağlarsın...saçma sapan bi romantik komedide benim gibi gülecek şeyden çok ağlayacak şeyler bulursun...ve sonuç olarak daha fazla kaşınarak salonu terkedersin...sanırım bir son yok mutlusundan bile vazgeçmek üzereyim öylesine bir sona bile razıyım lakin...hiç varamayacağımız bir yere gitmek gibi hiç gelmeyecek haftanın 8. Gününü beklemek yada ayın 32si için plan yapmak gibi halk arasında olmayacak dua ya amin demek diye bir karşılığıda var bu durumun... Tutunacak birşeyleri olmalı insanın böylesi çok zor çok hastalıklı böylesi boğucu...hiç var olmamış bir kitabın ilk baskısını beklemek gibi...çağr...
Yorumlar