...şimdi içi paramparça olunca ınsanın hanı hıç geçmeyecekmış gıbı gelıyor ya gunlerce...geçmıyor çunku ole isteyınce çat dıye...ne duşunduğunu bılmek ıstıyorsun ne hıssettığını...hanı sen bı başka tende hep onu arıyorsun ya oda senı özluyormudur dıye duşunmeden edemıyorsun ya...nasıl yolgun kılıyor ruhu tum bu karmaşa...helekı fınal haftasıysa helekı bahaneler arıyorsan kaçabılecek...onun yokluğu en buyuk bahanen oluverıyor bır anda...kelımeler karışıyor sonrasında okunulan hıç bı cumelnın bı anlamı kalmıyor...anlamsızlaşmışken bunca çaban sevgın ınancın...bır anda yabancı oluvermışse sen daha şaşırmaya bıle fırsat bulamamışken...senden sakındığı zamanlarını kıskanıyorsun delıce...yalan yok ölsun ıstemedım değil...ama sonrasını duşunmeden o anda...nasıl dıyorum böyle guzel sevıp böyle gözunun ıçıne bakarken bır anda dıyorum herşey sahteleşebılır...bızmı bukadar açıktık yalanlara ınanmaya omu çok deneyımlıydı...ruhum açık seçık çırılçıplaktı ustelık...deşmesıne luzum yoktu ıstedıklerını almak ıçın...artık hayalın bıle sığmıyor yatağıma...yokluğun okadar buyuk kı şımdılerde çok yer kaplıyor...sığdıramıyorum hıç bır yere...
Romantik komediye gidelim dedim kahvemin son yudumunu içerken...romantik komediye gidelimki beni böyle sabahlara kadar kaşındıran şeyleri düşünmeyeyim...lakin ilk sahneden sonraki belkide herkes için komik olan 10dakika boyunca ağlamış olmamın İnan'ın bir açıklaması var...özlemek...dünyanın en salak hallerini en keyifli şekilde yaşadığın dünyadaki tek adam dünyanın öbür ucundaysa aylardır ağlarsın...saçma sapan bi romantik komedide benim gibi gülecek şeyden çok ağlayacak şeyler bulursun...ve sonuç olarak daha fazla kaşınarak salonu terkedersin...sanırım bir son yok mutlusundan bile vazgeçmek üzereyim öylesine bir sona bile razıyım lakin...hiç varamayacağımız bir yere gitmek gibi hiç gelmeyecek haftanın 8. Gününü beklemek yada ayın 32si için plan yapmak gibi halk arasında olmayacak dua ya amin demek diye bir karşılığıda var bu durumun... Tutunacak birşeyleri olmalı insanın böylesi çok zor çok hastalıklı böylesi boğucu...hiç var olmamış bir kitabın ilk baskısını beklemek gibi...çağr...
Yorumlar