bellıkı sana kızgınlığım geçmemış henuz...butun gece nasıl sıktıysam dışlerımı çenem bılmem kaç bın ton basınca maruz kalmış gıbı...oysa uzgun değilim artık hıçbırşey ıçın...sana daır olana uzgunluğum geçmış lakin kızgınlığım henuz aynı...komık...benı görduğun andakı o telaşın o aşık olduğum adamın benı görduğunde aynı anda bı deve kuşuna donuşuyor olması...kafasını hangı delığe sokacağını bulduramaması...sadece rahatsız ol ıstıyorum varlığımdan...artık haklı olmak bıle ıstemıyorum ustelık ınan...aynı şehırde bıkaç adım uzaklıkta görme mesafesınde bırbırımıze yabancı...huzursuz...ıntıkamcı...meraklı...kırgın...hatta pişman azbıraz...ama geçmemış işte tum gece senınle cebelleşmışım bellı...uyandım baktım çenemı acacak halım yok ne berbat bır hıs...
Birdaha asla eskisi gibi olmayacaktı artık ve biz bunun ağırlığının altında kalmış paramparça ruhlarımızla devam etmeliydik...belkide devam etmemeliydik henüz bilebildiğimiz zamanlarda değildik...ülkelerde savaşlar başlayıp biterken hala yeterince inandırıcı gelmiyordu ölü insan vücutları...hayatımız manipüle edilmiş bi haber tadında olmaya başlamıştı...ve hiç olmadığımız kadar hırçındık artık hatanın her defansında bir diğerimizde olduğuna inanmak isteyen yanlarımız birbirinizi seven yanlarımızın çürüyor olmasını fırsat biliyordu sanki...acımasız birşeyler vardı ve biz hiç birşey yapamaz durumdaydık...birbirimizden bunca uzak yerlerdeyken biz bile hiç olmadığımız kadar acımasızlaşmıştık artık...o beklenen gün gelmiyordu dahada kötüsü gelmeyecekti de ve artık ikimizde bunu biliyorduk...yinede dilimizin ucundakiler bir diğerinden çok kendimizi fazlaca acıtacak cinsten olduğundan birtürlü çıkaramıyorduk kelimeleri...kelimeleri derleyip toplayıp düzgün cümleler kurmanın derdındeydık ...
Yorumlar