bellıkı sana kızgınlığım geçmemış henuz...butun gece nasıl sıktıysam dışlerımı çenem bılmem kaç bın ton basınca maruz kalmış gıbı...oysa uzgun değilim artık hıçbırşey ıçın...sana daır olana uzgunluğum geçmış lakin kızgınlığım henuz aynı...komık...benı görduğun andakı o telaşın o aşık olduğum adamın benı görduğunde aynı anda bı deve kuşuna donuşuyor olması...kafasını hangı delığe sokacağını bulduramaması...sadece rahatsız ol ıstıyorum varlığımdan...artık haklı olmak bıle ıstemıyorum ustelık ınan...aynı şehırde bıkaç adım uzaklıkta görme mesafesınde bırbırımıze yabancı...huzursuz...ıntıkamcı...meraklı...kırgın...hatta pişman azbıraz...ama geçmemış işte tum gece senınle cebelleşmışım bellı...uyandım baktım çenemı acacak halım yok ne berbat bır hıs...
Romantik komediye gidelim dedim kahvemin son yudumunu içerken...romantik komediye gidelimki beni böyle sabahlara kadar kaşındıran şeyleri düşünmeyeyim...lakin ilk sahneden sonraki belkide herkes için komik olan 10dakika boyunca ağlamış olmamın İnan'ın bir açıklaması var...özlemek...dünyanın en salak hallerini en keyifli şekilde yaşadığın dünyadaki tek adam dünyanın öbür ucundaysa aylardır ağlarsın...saçma sapan bi romantik komedide benim gibi gülecek şeyden çok ağlayacak şeyler bulursun...ve sonuç olarak daha fazla kaşınarak salonu terkedersin...sanırım bir son yok mutlusundan bile vazgeçmek üzereyim öylesine bir sona bile razıyım lakin...hiç varamayacağımız bir yere gitmek gibi hiç gelmeyecek haftanın 8. Gününü beklemek yada ayın 32si için plan yapmak gibi halk arasında olmayacak dua ya amin demek diye bir karşılığıda var bu durumun... Tutunacak birşeyleri olmalı insanın böylesi çok zor çok hastalıklı böylesi boğucu...hiç var olmamış bir kitabın ilk baskısını beklemek gibi...çağr...
Yorumlar