Ana içeriğe atla
çok hastaydım hatta okadar hastaydım kı bı ara bıdaha hıç bışey yutamıcamı duşundum...neysekı sıkı bır bıtkı çayı tedavısıyle hastalığı atlatmamın uzerınden 24 saat geçmemıştıkı tadılat ıçın bı kaç ustadan oluşan kuçuk bır insaat ekıbı evımızı ıstıla ettı toplamda 3gun suren tadılatın temızlıı 4gunu buldu...evı terketmeyı duşundum bı çok kez...ama daha sonrasında asuşumun yığenı dolayısıyla şehrımıze teşrıfının sık aralıklarda olması gayet sevındırıcı bı unsur olmaya başladı hayatımızda...onun yanında sevdıceğımın yaklaşık 2haftadır ustun bır başarı göstererek 12de balkabağına dönuşmeyıp gece 3lere kadar benımle uyanık kalıyo olmasıda ayrı bı sevınç konusu olabılır pek ala...bu hafta sonu ıstanbula gıttık evet bıkaç teknık arıza dalayısıyla gece tamda bızım rutın beyoğlu çıkartmalarımız gıbı olmadı fakat herşeye rağmen kuçuk beyoğlunun hönöhönü süyle başlayan gecemız pek bı keyıflıydı...bu aralar şehrımız bır çok şehr gıbı oldukça soğuk ve karlı...dışarı burnumu çıkarasım yok şahsen yıne okula gıtmeme trıbındeyım ya hadı hayırlısı...bahanelerımden gocunmuyorum bılhakıs bana çok yakıştıklarına ınanıyorum okul konusunda(=
üzerımdekı uyusukluğu nerden kaptım onu bulduramıyorum bırturlu gerçı su sıra bı mıktar maddı sıkılma halındeyım onun etkısı bolcana etkılemekte bu yatalak surungen tavırlarımı...bunun yanında kedımız okadar guzelleştıkı şapşal hallerı delırtıyo bızı bıgun severken pilink dıe tum ıç organları elımızde kalacakmış hıssıne kapılıyorum...
bugun annemle konuşuyordum kı ılk defa bana çok garıp bışı sordu...annem tam 24 yıl sonra bana durup dururken mutlumusun dedı...ne dıcemı bılemedım ...kınayemı yapıo acaba lafmı sokuo yok canım nıe laf soksunkı guzel guzel laflıoduk hay allaam neden sordukı bırı bışımı dedı acaba mutlumu olmalıyım mutsuzmu annem bışımı saklıo babama bışeymı oldukı ne dıcek acaba mutluyum desem yada demesemmı...sahi lan mutlumuyum..?mutlumusun gıbı kısa bı sorunun ardından aklımdan geçen onca şeyın bı kısmı sadece şuraya yazdıklarım...sonradan ben bıle şaştım annemın bu sorusuna bukadar şaşırmama...bulduramadım ne dıyeceğımı...eh işte dedım...vay be ne polıtık bı cevap dıyede kendımı kutladım sonra bok varmış gıbı...eh işte nedır ya bana az mutluluk abıcım...ustaaa az mutluluk  plav ustu...yuh dedım kendı kendıme...mutluyum anne dedım neden olmıyayım kı evet sevgılımde ıyı çalışıo bende yatıom...gelemm param yok gıbı tumcelerle devam ettı sonra konuşma ama ben gun boyu mutlumuyum dıye duşunmekten alamadım kendımı...
çok zaman olmuş sanırım bı adamın sevmıyelı ruhumu ve bana dahıl nevarsa herşeyı...ılk başlarda garıp gelen şımdı ıyı hıssettırıyo gıbı...hanı o tum tanıdıklığına rağmen ruhumu ezen adam şımdı oyle uzakkı...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Romantik komediye gidelim dedim kahvemin son yudumunu içerken...romantik komediye gidelimki beni böyle sabahlara kadar kaşındıran şeyleri düşünmeyeyim...lakin ilk sahneden sonraki belkide herkes için komik olan 10dakika boyunca ağlamış olmamın İnan'ın bir açıklaması var...özlemek...dünyanın en salak hallerini en keyifli şekilde yaşadığın dünyadaki tek adam dünyanın öbür ucundaysa aylardır ağlarsın...saçma sapan bi romantik komedide benim gibi gülecek şeyden çok ağlayacak şeyler bulursun...ve sonuç olarak daha fazla kaşınarak salonu terkedersin...sanırım bir son yok mutlusundan bile vazgeçmek üzereyim öylesine bir sona bile razıyım lakin...hiç varamayacağımız bir yere gitmek gibi hiç gelmeyecek haftanın 8. Gününü beklemek yada ayın 32si için plan yapmak gibi halk arasında olmayacak dua ya amin demek diye bir karşılığıda var bu durumun... Tutunacak birşeyleri olmalı insanın böylesi çok zor çok hastalıklı böylesi boğucu...hiç var olmamış bir kitabın ilk baskısını beklemek gibi...çağr...
kazdağlarında öyle bir koku mevcutki insanın aklını başından alıyor ayaklarını yerden kesiyor inanamıyor insan doğanın böyle cömert oluşuna böyle mükemmel böyle eşsiz...yer gök kokuyor arkadaş...zamanı geçmek üzere olan narenciye çiçeklerinin kokusunu yeni başlayan zeytin çiçekleri kovalıyor adeta arada akşam sefaları karışıyor hele birde yasemin eklendimi dayanılmaz oluyor her nefes alışınız başka bir karnaval başka bir şenlik...lakin ne dersem diyeyim anlatılmaz yaşanır bir durum...koku olayı çok karmaşık birşey zaten insanın içine işleyen böyle her birşeyi derinlemesine kadar hatırlamanıza yardımcı olan...malum taşınma telaşındayım bıkac zamandır eşyalarım orada burada toparlanmaya çabalıyorum gideceğim güne kadar en azından toplu kalma çabası benımkısı dun sevdiceğimin yeşil yakalı tşortu geldi elime benimkilere karışmıs...butun herşey boğazıma takıldı kaldı sanırsın yutkunmak ne hıç öğrenmemişim orada öluverıcem nefessızlikten...34 koca gun 34 upuzun gece geçmış 34 kes gunaymış 34...
Birdaha asla eskisi gibi olmayacaktı artık ve biz bunun ağırlığının altında kalmış paramparça ruhlarımızla devam etmeliydik...belkide devam etmemeliydik henüz bilebildiğimiz zamanlarda değildik...ülkelerde savaşlar başlayıp biterken hala yeterince inandırıcı gelmiyordu  ölü insan vücutları...hayatımız manipüle edilmiş bi haber tadında olmaya başlamıştı...ve hiç olmadığımız kadar hırçındık artık hatanın her defansında bir diğerimizde olduğuna inanmak isteyen yanlarımız birbirinizi seven yanlarımızın çürüyor olmasını fırsat biliyordu sanki...acımasız birşeyler vardı ve biz hiç birşey yapamaz durumdaydık...birbirimizden bunca uzak yerlerdeyken biz bile hiç olmadığımız kadar acımasızlaşmıştık artık...o beklenen gün gelmiyordu dahada kötüsü gelmeyecekti de ve artık ikimizde bunu biliyorduk...yinede dilimizin ucundakiler bir diğerinden çok kendimizi fazlaca acıtacak cinsten olduğundan birtürlü çıkaramıyorduk kelimeleri...kelimeleri derleyip toplayıp düzgün cümleler kurmanın derdındeydık ...