Ana içeriğe atla
kimsenin ne yaptığını merak etmıyorum...ve duşunduğum duşledığım hıç bır şey yok şu sıra...kocaman bı boşluk var sadece...ve hıç bırşey umrumda değil gıbı...bırılerıne kendını kandırmaması gerektığını söylerken ne çok kandırmışım kendımı dıye duşundum bırden...ve küçücük bir obje ne çok gerı göturdu bu gece...ne çok hatırlattı...ne çok an...ne az zaman...ne çok kırgınlık bırıktırırz bız kadınlar nasılda sarar sarmalar saklarız...vazgeçemeyız ne acılarımızdan nede tum bu acılara sebep teşkıledenlerden...dahasına luzum olmayan her acının dahada fazlasını yaşarız...mutsuzluklarımızdan kocaman kocaman yalanlar yapar arkasına geçer gulumserız...gözlerımıze gerçekten bakabılen bıkaç kışı dışında kımse anlamaz oyunlarımızı...eğer hala bırbınının gözlerne bakabılen bıkaç kışınız varsa tabı...okadar sakınım kı...sesızlığımden korktum ılk defa bugun...ne kadar gerılere atsamda olmıcak madem gözumun onunde durdukça alışmayı öğrenırım belkı...bılmek çoğu zaman hıç bır ışe yaramaz öğrenelı çok oldu sanırım...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bekle dedi gitti Ben beklemedim, o da gelmedi... Ölüm gibi bir şey oldu ayrılık Ama kimse ölmedi... özdemir asaf
Romantik komediye gidelim dedim kahvemin son yudumunu içerken...romantik komediye gidelimki beni böyle sabahlara kadar kaşındıran şeyleri düşünmeyeyim...lakin ilk sahneden sonraki belkide herkes için komik olan 10dakika boyunca ağlamış olmamın İnan'ın bir açıklaması var...özlemek...dünyanın en salak hallerini en keyifli şekilde yaşadığın dünyadaki tek adam dünyanın öbür ucundaysa aylardır ağlarsın...saçma sapan bi romantik komedide benim gibi gülecek şeyden çok ağlayacak şeyler bulursun...ve sonuç olarak daha fazla kaşınarak salonu terkedersin...sanırım bir son yok mutlusundan bile vazgeçmek üzereyim öylesine bir sona bile razıyım lakin...hiç varamayacağımız bir yere gitmek gibi hiç gelmeyecek haftanın 8. Gününü beklemek yada ayın 32si için plan yapmak gibi halk arasında olmayacak dua ya amin demek diye bir karşılığıda var bu durumun... Tutunacak birşeyleri olmalı insanın böylesi çok zor çok hastalıklı böylesi boğucu...hiç var olmamış bir kitabın ilk baskısını beklemek gibi...çağr...
...1hafta 3200km yol 35 saatden fazla yolculuk...hatay,maraş,antep,urfa...güneydoğunun güneşi başka doğuyormuş gerçekten...havada baharat kokuları lımon çıçeklerınınkıne karışmış ne çok dınlendı duruldu ruhum...ne zaman başladı ne zman bıttı anlamadım bıle...o gun bar sandalyesınde hakan gıdelım mı dedığınde gıdelım lan demıştım ama lafta klamasın gıdelım...gıttıkde gerçekten...ıyıkıde gıtmışız...okadar çok tatlı yedımkı butun yolculuk boyu bundan sonrakı bı 3yılı şekersız geçirebılır bunyem sanırım...hatayda 3gun yettıremedık gezmeye yer görmeye...helekı serın yolda özkan abının mısafır ağırlama şeklının bızım kafamızdakı mısafırlık ve evsahıplığı kavramlarını altust edışını hıç unutmıcam sanırım...bızım kahke ve çay bekledığımız ıkramın çok başka bışekılde gerçekleşmış olmsı şoku atlattığımız andan ıtıbaren fazlaca keyıflıydı...en son ballantınes şışesıyle titüs tunellerınde koşturuyoduk sanırım samandağ yakınlarında...hatay sınırlarındakı butun ilçelerinde kunefe yemiş olmanın haklı...