Ana içeriğe atla
...ben yaptım oldu...muz ve kıvı parçacıklı bıtter çıkolatalı ve aynı zamanda fraboaz soslu pastam gerçekten taktıre şayan bı eser oldu bence...bugun volkancımın dunyaya gelışının bılmem kaçıncı yıl şerefıne...sabahkı mahmurluğumla o bulaşıkları yıkarken volkan be ben varya ruyamda sana pörtlenlı pasta yapıodum bılıyomusun dememı fırsat bılerek en yakın marketten butun malzemeyı kapıp gelınce napalım kalktık bu guzel sanat eserını yaptık...esasen ıyıde oldu ben çok eğlendım çokca fotograf çektık pastamızla...sonrada afıyetle yedık...tabıkı mıkserlerını bıze vererek ustun komşu unvanını kazanan alt kat komşumuzada 2dılım göndrmeyı ıhmal etmedık...çok eğlenıyoruz sanırım berabrken ve aburcubur yeme olayını bı mıktar abartıyoruz...mıde fesatı geçiricem bıraz daha devam edersek neysekı bu hafta herkesler evlerıne gıdıyor...yaşasın evde tekbaşına vol 1..hahha...yağlıboya ve yarım romanların bıtırılmesı planları bu sefer gerçekleşır bence...sonrasında bı ıstanbul turu ödul verılebılır bu yeteneklı bunyeye...canımı sıkan şeyler var ama hıç nıyetım yok dıllendırmeye...hayat yeterınce zor...ve zor anları tekrarlamak enson ısteğim...herşeyın olması gerektığı gıbı olduğuna ınanmak ıstıyorum...bıde franboaz soslu pastamın beklenenın çok uzerınde bı başarıya ulaştığına((=

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Romantik komediye gidelim dedim kahvemin son yudumunu içerken...romantik komediye gidelimki beni böyle sabahlara kadar kaşındıran şeyleri düşünmeyeyim...lakin ilk sahneden sonraki belkide herkes için komik olan 10dakika boyunca ağlamış olmamın İnan'ın bir açıklaması var...özlemek...dünyanın en salak hallerini en keyifli şekilde yaşadığın dünyadaki tek adam dünyanın öbür ucundaysa aylardır ağlarsın...saçma sapan bi romantik komedide benim gibi gülecek şeyden çok ağlayacak şeyler bulursun...ve sonuç olarak daha fazla kaşınarak salonu terkedersin...sanırım bir son yok mutlusundan bile vazgeçmek üzereyim öylesine bir sona bile razıyım lakin...hiç varamayacağımız bir yere gitmek gibi hiç gelmeyecek haftanın 8. Gününü beklemek yada ayın 32si için plan yapmak gibi halk arasında olmayacak dua ya amin demek diye bir karşılığıda var bu durumun... Tutunacak birşeyleri olmalı insanın böylesi çok zor çok hastalıklı böylesi boğucu...hiç var olmamış bir kitabın ilk baskısını beklemek gibi...çağr...
kazdağlarında öyle bir koku mevcutki insanın aklını başından alıyor ayaklarını yerden kesiyor inanamıyor insan doğanın böyle cömert oluşuna böyle mükemmel böyle eşsiz...yer gök kokuyor arkadaş...zamanı geçmek üzere olan narenciye çiçeklerinin kokusunu yeni başlayan zeytin çiçekleri kovalıyor adeta arada akşam sefaları karışıyor hele birde yasemin eklendimi dayanılmaz oluyor her nefes alışınız başka bir karnaval başka bir şenlik...lakin ne dersem diyeyim anlatılmaz yaşanır bir durum...koku olayı çok karmaşık birşey zaten insanın içine işleyen böyle her birşeyi derinlemesine kadar hatırlamanıza yardımcı olan...malum taşınma telaşındayım bıkac zamandır eşyalarım orada burada toparlanmaya çabalıyorum gideceğim güne kadar en azından toplu kalma çabası benımkısı dun sevdiceğimin yeşil yakalı tşortu geldi elime benimkilere karışmıs...butun herşey boğazıma takıldı kaldı sanırsın yutkunmak ne hıç öğrenmemişim orada öluverıcem nefessızlikten...34 koca gun 34 upuzun gece geçmış 34 kes gunaymış 34...
Birdaha asla eskisi gibi olmayacaktı artık ve biz bunun ağırlığının altında kalmış paramparça ruhlarımızla devam etmeliydik...belkide devam etmemeliydik henüz bilebildiğimiz zamanlarda değildik...ülkelerde savaşlar başlayıp biterken hala yeterince inandırıcı gelmiyordu  ölü insan vücutları...hayatımız manipüle edilmiş bi haber tadında olmaya başlamıştı...ve hiç olmadığımız kadar hırçındık artık hatanın her defansında bir diğerimizde olduğuna inanmak isteyen yanlarımız birbirinizi seven yanlarımızın çürüyor olmasını fırsat biliyordu sanki...acımasız birşeyler vardı ve biz hiç birşey yapamaz durumdaydık...birbirimizden bunca uzak yerlerdeyken biz bile hiç olmadığımız kadar acımasızlaşmıştık artık...o beklenen gün gelmiyordu dahada kötüsü gelmeyecekti de ve artık ikimizde bunu biliyorduk...yinede dilimizin ucundakiler bir diğerinden çok kendimizi fazlaca acıtacak cinsten olduğundan birtürlü çıkaramıyorduk kelimeleri...kelimeleri derleyip toplayıp düzgün cümleler kurmanın derdındeydık ...