Ana içeriğe atla
tırnak uçlarıma kadar acıyorum...kanıyorum resmen...yapma...içimdeki kekremsi tadı bu denlı hıssettrme dılımın ucunda...yapma neolur...ben böyle uzağında kalabılmek ıçın çırpınırken heleki sen çok başka bı zamandayken aynı şeyı hıssedıyormuşuz gıbı bakama bana...hele böyle güzelken gun kışın ortasında pırıl pırılsa herbıryer helekı ben böylesıne neselıyken...orda öylece durup bakma bana...gunlerdır deymesın gözlerım sana dıye çırpınıyorum oysa...yapamıyorum işte çevıremıyorum kafamı aynı anda kalıyorum öylece karşında...yapma...sonrasında okuduğum satrlar yabancı bana kelımelerın alamı kaçmış guneşın rengı atmış sonrasında benim neşem saydamlaşmış bıze benzemış biz olan herşeye...benım kaçıp kurtulamadığım herşeye benzemış...herşey olup bitmışte ne çok şey değişmiş değişmeyenlerin yanında...ne kadar özlemıştır elleım senı nekadar olmuştur acaba hesaplayamıyacağım kadr çok çabaladım duşunmemek ıçın...içimdeki mutsuzluğun nedenı sensın dışımdakı heycanın sebebıyse ınadım...belkıde ınancım...elımde eteğımde tek kalan belkıde...hala ınanabılmektır kendıne...şımdı bu denlı geçemıyorsa bırturlu...olmuş işte...ben kaçtıkça...görmezden geldıkçe hemde...olmuş işte...ben ne çok sevmışım meğer seni...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bekle dedi gitti Ben beklemedim, o da gelmedi... Ölüm gibi bir şey oldu ayrılık Ama kimse ölmedi... özdemir asaf
Romantik komediye gidelim dedim kahvemin son yudumunu içerken...romantik komediye gidelimki beni böyle sabahlara kadar kaşındıran şeyleri düşünmeyeyim...lakin ilk sahneden sonraki belkide herkes için komik olan 10dakika boyunca ağlamış olmamın İnan'ın bir açıklaması var...özlemek...dünyanın en salak hallerini en keyifli şekilde yaşadığın dünyadaki tek adam dünyanın öbür ucundaysa aylardır ağlarsın...saçma sapan bi romantik komedide benim gibi gülecek şeyden çok ağlayacak şeyler bulursun...ve sonuç olarak daha fazla kaşınarak salonu terkedersin...sanırım bir son yok mutlusundan bile vazgeçmek üzereyim öylesine bir sona bile razıyım lakin...hiç varamayacağımız bir yere gitmek gibi hiç gelmeyecek haftanın 8. Gününü beklemek yada ayın 32si için plan yapmak gibi halk arasında olmayacak dua ya amin demek diye bir karşılığıda var bu durumun... Tutunacak birşeyleri olmalı insanın böylesi çok zor çok hastalıklı böylesi boğucu...hiç var olmamış bir kitabın ilk baskısını beklemek gibi...çağr...
...1hafta 3200km yol 35 saatden fazla yolculuk...hatay,maraş,antep,urfa...güneydoğunun güneşi başka doğuyormuş gerçekten...havada baharat kokuları lımon çıçeklerınınkıne karışmış ne çok dınlendı duruldu ruhum...ne zaman başladı ne zman bıttı anlamadım bıle...o gun bar sandalyesınde hakan gıdelım mı dedığınde gıdelım lan demıştım ama lafta klamasın gıdelım...gıttıkde gerçekten...ıyıkıde gıtmışız...okadar çok tatlı yedımkı butun yolculuk boyu bundan sonrakı bı 3yılı şekersız geçirebılır bunyem sanırım...hatayda 3gun yettıremedık gezmeye yer görmeye...helekı serın yolda özkan abının mısafır ağırlama şeklının bızım kafamızdakı mısafırlık ve evsahıplığı kavramlarını altust edışını hıç unutmıcam sanırım...bızım kahke ve çay bekledığımız ıkramın çok başka bışekılde gerçekleşmış olmsı şoku atlattığımız andan ıtıbaren fazlaca keyıflıydı...en son ballantınes şışesıyle titüs tunellerınde koşturuyoduk sanırım samandağ yakınlarında...hatay sınırlarındakı butun ilçelerinde kunefe yemiş olmanın haklı...