odamdakı saatlerin durmuş olduğunu fark ettığımde gece çoktan yarılamıştı kendını...bense şaşıyordum sana dair yanlarımın fazlalığına...şimdi başka birine ait olduğundanmıdır bılmıyorum tum bu ayrıntılara takıntım benım...saat 3buçukmu dıye sormuştun bılmem demıştım esasen saat 5 olmuştu çoktan...ve bugun farkettim...benım odamda saatler hala 3 buçuk...oysa zamana dokunabılsekte tutamamıştık hiç bi an...birbirimizi eksilttiğimizin farkına varmayışımız yada en azından görmezden gelişimizle doru bi orantı kurmuştuk tüm saatlerle...ben şimdi eksik olan ne varsa ne kalmışsa tek tek çıkarıp yaşar gıbıyım...
Romantik komediye gidelim dedim kahvemin son yudumunu içerken...romantik komediye gidelimki beni böyle sabahlara kadar kaşındıran şeyleri düşünmeyeyim...lakin ilk sahneden sonraki belkide herkes için komik olan 10dakika boyunca ağlamış olmamın İnan'ın bir açıklaması var...özlemek...dünyanın en salak hallerini en keyifli şekilde yaşadığın dünyadaki tek adam dünyanın öbür ucundaysa aylardır ağlarsın...saçma sapan bi romantik komedide benim gibi gülecek şeyden çok ağlayacak şeyler bulursun...ve sonuç olarak daha fazla kaşınarak salonu terkedersin...sanırım bir son yok mutlusundan bile vazgeçmek üzereyim öylesine bir sona bile razıyım lakin...hiç varamayacağımız bir yere gitmek gibi hiç gelmeyecek haftanın 8. Gününü beklemek yada ayın 32si için plan yapmak gibi halk arasında olmayacak dua ya amin demek diye bir karşılığıda var bu durumun... Tutunacak birşeyleri olmalı insanın böylesi çok zor çok hastalıklı böylesi boğucu...hiç var olmamış bir kitabın ilk baskısını beklemek gibi...çağr...
Yorumlar