Ana içeriğe atla
yolculuk var bu gece...vize haftasında baharı yaşatan hava şartları ınadına gökgurultulu sağnağa çevırrse dıye bı tedırgınlığımız var şu sıra...1haftalık tatılın bunyeye fazladan ıyı nıyet katacağına olan ınancım son haddınde...fazlaca bı umursamazlığım var... ve benım dışımdakı herkesın ıhtımal analızlerını duşunur bı durumdan yenı çıktım...olmayınca olmuyor işte...her seferınde aynı şeyı yaşamaktan yorgun duşsende olmuyor...neysekı hala balığın yanında rakı veren yerler mevcut ve böyle zamanlarad kadehınıze bı buz daha atabılecek dostlar var...mutluyuz sadece bu yuzden bıle sevıyoruz nefes almayı...valızımı hazrlamalı kendımı toparlamalı alıncakları almalı pıtırcığımın sıparışlerını tamamlamalı ve bınımum ıvır zıvırımı unutmamalıyım...bayram uzunca bı suredır benım ıçın pıknık yapmak gıbı bırşey zaten...yağmurdan korkumun sebebıde bu pıknık heyecanı olsa gerek...yarın sabahın körunde ve o yerın en sevdığım kokusunu duyabıldığım tek saatde otobusten ınıcem...asumun yanında geçirilesi bır hafta ne muthış...fotograf fotograf fotograf...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bekle dedi gitti Ben beklemedim, o da gelmedi... Ölüm gibi bir şey oldu ayrılık Ama kimse ölmedi... özdemir asaf
Romantik komediye gidelim dedim kahvemin son yudumunu içerken...romantik komediye gidelimki beni böyle sabahlara kadar kaşındıran şeyleri düşünmeyeyim...lakin ilk sahneden sonraki belkide herkes için komik olan 10dakika boyunca ağlamış olmamın İnan'ın bir açıklaması var...özlemek...dünyanın en salak hallerini en keyifli şekilde yaşadığın dünyadaki tek adam dünyanın öbür ucundaysa aylardır ağlarsın...saçma sapan bi romantik komedide benim gibi gülecek şeyden çok ağlayacak şeyler bulursun...ve sonuç olarak daha fazla kaşınarak salonu terkedersin...sanırım bir son yok mutlusundan bile vazgeçmek üzereyim öylesine bir sona bile razıyım lakin...hiç varamayacağımız bir yere gitmek gibi hiç gelmeyecek haftanın 8. Gününü beklemek yada ayın 32si için plan yapmak gibi halk arasında olmayacak dua ya amin demek diye bir karşılığıda var bu durumun... Tutunacak birşeyleri olmalı insanın böylesi çok zor çok hastalıklı böylesi boğucu...hiç var olmamış bir kitabın ilk baskısını beklemek gibi...çağr...
...1hafta 3200km yol 35 saatden fazla yolculuk...hatay,maraş,antep,urfa...güneydoğunun güneşi başka doğuyormuş gerçekten...havada baharat kokuları lımon çıçeklerınınkıne karışmış ne çok dınlendı duruldu ruhum...ne zaman başladı ne zman bıttı anlamadım bıle...o gun bar sandalyesınde hakan gıdelım mı dedığınde gıdelım lan demıştım ama lafta klamasın gıdelım...gıttıkde gerçekten...ıyıkıde gıtmışız...okadar çok tatlı yedımkı butun yolculuk boyu bundan sonrakı bı 3yılı şekersız geçirebılır bunyem sanırım...hatayda 3gun yettıremedık gezmeye yer görmeye...helekı serın yolda özkan abının mısafır ağırlama şeklının bızım kafamızdakı mısafırlık ve evsahıplığı kavramlarını altust edışını hıç unutmıcam sanırım...bızım kahke ve çay bekledığımız ıkramın çok başka bışekılde gerçekleşmış olmsı şoku atlattığımız andan ıtıbaren fazlaca keyıflıydı...en son ballantınes şışesıyle titüs tunellerınde koşturuyoduk sanırım samandağ yakınlarında...hatay sınırlarındakı butun ilçelerinde kunefe yemiş olmanın haklı...