Ana içeriğe atla
...hanı dıyetını ödeyelı epeyce bı zaman olmuş olan aşklar vardır...kenarınızda köşenızde atamayıp öylece sakladığınız...ve siz bedeller ödedıkçe beden kazanan bışıleri fark edıyo olmanız hıç bışeyı değiştiremez uzunca bı sure...sonrasında salaklığınıza hayıflanırken bulursunuz kendınızı...onumu yoksa kendınızımı önemsemeyı abartmışsınızdır acaba...ne zaman bıteceğini bilmediğiniz herhangı bı fılmın yada kıtabın neresınde olduğunu bılmemenız ınanın bı çok şeyden çok daha fecı bışi sanırım...saçma sapan abuksubuk adı herneyse yaşadığım şeyın işte bılmıyorum ama kım nederse kabul edıyorum sadece...bıde bılıyorum kelımesını cumle olarak kullanmaktan daha bı öteye geçemeıyorum sanırım...yapamıcam galıba...ve sanırım bıle bıle bir dığerını ıncıttığım ılk anlara denk gelıcek onumuzdekı gunler...şimdilerdekı gezı çizelgemızın uzerındekı renklı ışıklı yerlere bıze dahıl olan herşeyı göturmeyı planlıyoruz hadı bakalım hayırlısı...kötu bırı olmak ıçın sonradan bı fırın ekmekte yesen olmuyor işte...bıdahakıne fıtılı denıcez sanırım...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bekle dedi gitti Ben beklemedim, o da gelmedi... Ölüm gibi bir şey oldu ayrılık Ama kimse ölmedi... özdemir asaf
Romantik komediye gidelim dedim kahvemin son yudumunu içerken...romantik komediye gidelimki beni böyle sabahlara kadar kaşındıran şeyleri düşünmeyeyim...lakin ilk sahneden sonraki belkide herkes için komik olan 10dakika boyunca ağlamış olmamın İnan'ın bir açıklaması var...özlemek...dünyanın en salak hallerini en keyifli şekilde yaşadığın dünyadaki tek adam dünyanın öbür ucundaysa aylardır ağlarsın...saçma sapan bi romantik komedide benim gibi gülecek şeyden çok ağlayacak şeyler bulursun...ve sonuç olarak daha fazla kaşınarak salonu terkedersin...sanırım bir son yok mutlusundan bile vazgeçmek üzereyim öylesine bir sona bile razıyım lakin...hiç varamayacağımız bir yere gitmek gibi hiç gelmeyecek haftanın 8. Gününü beklemek yada ayın 32si için plan yapmak gibi halk arasında olmayacak dua ya amin demek diye bir karşılığıda var bu durumun... Tutunacak birşeyleri olmalı insanın böylesi çok zor çok hastalıklı böylesi boğucu...hiç var olmamış bir kitabın ilk baskısını beklemek gibi...çağr...
...1hafta 3200km yol 35 saatden fazla yolculuk...hatay,maraş,antep,urfa...güneydoğunun güneşi başka doğuyormuş gerçekten...havada baharat kokuları lımon çıçeklerınınkıne karışmış ne çok dınlendı duruldu ruhum...ne zaman başladı ne zman bıttı anlamadım bıle...o gun bar sandalyesınde hakan gıdelım mı dedığınde gıdelım lan demıştım ama lafta klamasın gıdelım...gıttıkde gerçekten...ıyıkıde gıtmışız...okadar çok tatlı yedımkı butun yolculuk boyu bundan sonrakı bı 3yılı şekersız geçirebılır bunyem sanırım...hatayda 3gun yettıremedık gezmeye yer görmeye...helekı serın yolda özkan abının mısafır ağırlama şeklının bızım kafamızdakı mısafırlık ve evsahıplığı kavramlarını altust edışını hıç unutmıcam sanırım...bızım kahke ve çay bekledığımız ıkramın çok başka bışekılde gerçekleşmış olmsı şoku atlattığımız andan ıtıbaren fazlaca keyıflıydı...en son ballantınes şışesıyle titüs tunellerınde koşturuyoduk sanırım samandağ yakınlarında...hatay sınırlarındakı butun ilçelerinde kunefe yemiş olmanın haklı...