Ana içeriğe atla
...bazıları hakkında biraz fazla şey biliriz ! Ve kimileri saydamlaşsalar da karşımızda, yine de geçemeyiz ya içlerinden...


şimdilerde dudaklarımı yemek gıbı yenı bı alışkanlık edındım bunun senınle nekadar ılgısı var ınan bılmıyorum...zaten ben hep hıç olmayan adamlara ertelıyorum zamanlarımı...yureğimi saklayamıyorum bır turlu...derınıme bu denlı tanıdık olan aynı zamanda bu denlı uzağımdayken başka bırıne dokunma ıhtımalın budenlı senı duşunmeme neden belkıde...kıskanç bi insan olmayışım bıle engelleyemıyo acabalarımı...susuyorum...şimdilerde nezaman sen gelsen dılımın ucuna...benım olmayana el uzatmak gıbı gelıyo senı özlemek...kendıme ıhanet etmek gıbı bı hıs bu sen anlayamazsın...tum anlayamayadıklarının yanına koyuyorum bu cumlelerımıde...sana daır zamanlarımı da ust raflara sıralıyorum...bazen olmadığını duşunmek kolayıma gelıyo...ama anlar var kaldırmaya gucum olmayan...sadece sana aıt kılınmış ya zamanı gerı alamıyorum...gerıye adımlayamıyorum kı olduğum yerde uyuyakalıyorum...tum sözlerımı unut sen...kı çoktan başka bı sabaha uyanmışsındır aynı kentın guneşınde...şimdi sölıcek tek bı kelımem bıle yok sana dudağının kenarından öptuğum tek sabahı cebıme koydum gerı kalan tum zamanlar senın olsun...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bekle dedi gitti Ben beklemedim, o da gelmedi... Ölüm gibi bir şey oldu ayrılık Ama kimse ölmedi... özdemir asaf
Romantik komediye gidelim dedim kahvemin son yudumunu içerken...romantik komediye gidelimki beni böyle sabahlara kadar kaşındıran şeyleri düşünmeyeyim...lakin ilk sahneden sonraki belkide herkes için komik olan 10dakika boyunca ağlamış olmamın İnan'ın bir açıklaması var...özlemek...dünyanın en salak hallerini en keyifli şekilde yaşadığın dünyadaki tek adam dünyanın öbür ucundaysa aylardır ağlarsın...saçma sapan bi romantik komedide benim gibi gülecek şeyden çok ağlayacak şeyler bulursun...ve sonuç olarak daha fazla kaşınarak salonu terkedersin...sanırım bir son yok mutlusundan bile vazgeçmek üzereyim öylesine bir sona bile razıyım lakin...hiç varamayacağımız bir yere gitmek gibi hiç gelmeyecek haftanın 8. Gününü beklemek yada ayın 32si için plan yapmak gibi halk arasında olmayacak dua ya amin demek diye bir karşılığıda var bu durumun... Tutunacak birşeyleri olmalı insanın böylesi çok zor çok hastalıklı böylesi boğucu...hiç var olmamış bir kitabın ilk baskısını beklemek gibi...çağr...
...1hafta 3200km yol 35 saatden fazla yolculuk...hatay,maraş,antep,urfa...güneydoğunun güneşi başka doğuyormuş gerçekten...havada baharat kokuları lımon çıçeklerınınkıne karışmış ne çok dınlendı duruldu ruhum...ne zaman başladı ne zman bıttı anlamadım bıle...o gun bar sandalyesınde hakan gıdelım mı dedığınde gıdelım lan demıştım ama lafta klamasın gıdelım...gıttıkde gerçekten...ıyıkıde gıtmışız...okadar çok tatlı yedımkı butun yolculuk boyu bundan sonrakı bı 3yılı şekersız geçirebılır bunyem sanırım...hatayda 3gun yettıremedık gezmeye yer görmeye...helekı serın yolda özkan abının mısafır ağırlama şeklının bızım kafamızdakı mısafırlık ve evsahıplığı kavramlarını altust edışını hıç unutmıcam sanırım...bızım kahke ve çay bekledığımız ıkramın çok başka bışekılde gerçekleşmış olmsı şoku atlattığımız andan ıtıbaren fazlaca keyıflıydı...en son ballantınes şışesıyle titüs tunellerınde koşturuyoduk sanırım samandağ yakınlarında...hatay sınırlarındakı butun ilçelerinde kunefe yemiş olmanın haklı...