Ana içeriğe atla
hava öyle soğukkı önce üşüdüğümü sanıyorum sonra hıssızlığıme şaşıyorum...anlayamıyorum bi sure ellerim uyuşmuş olabılır dıyorum...biraz daha beklıyorum yaklaşık 10 dakıka önce gelmesi gerektığı halde gelmeyen mınıbusu...beklıyorum...üşüdüğümü sanarak hemde...üşüdüğümü varsayarak...sıkılıyorum sonunda tam süpermenı aramaya karar veriyorum kı minibus görünüyo karşıdan...pufff öyle sıkış tepişkı içeridekı insanlar ocak ayında yazı yaşıyolar adeta..bende katılıyorum onlara...karın yağmış olması keyfımın yegane nedenı...öyle soğukkı hava ben bazen bukadar hıssız olabılmeme gerçekten şaşıyorum...ellerim nasıl bukadar sıcak olabılır kocabı kent üşürken hemde ...sanra farketmedığımı farkedıyorum...farkındalıklardan nefret edişimi hatrlıyorum ustelık...bide ustune kuçuk ıskender okuyorum bıkaç cumle hemde gorsen nasıl gece nasıl sıyah nasıl yorgun gözlerim ben nasıl uzağım kendıme bıle...özlemeye
üşenırmı insan hıç...özlemeye korkak içim...sana yakın tum yanlarım bana uzak şimdilerde...hele sen nasıl uzağımdasın nasıl gece nasıl soğuk bir bilsen şidilerde...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bekle dedi gitti Ben beklemedim, o da gelmedi... Ölüm gibi bir şey oldu ayrılık Ama kimse ölmedi... özdemir asaf
Romantik komediye gidelim dedim kahvemin son yudumunu içerken...romantik komediye gidelimki beni böyle sabahlara kadar kaşındıran şeyleri düşünmeyeyim...lakin ilk sahneden sonraki belkide herkes için komik olan 10dakika boyunca ağlamış olmamın İnan'ın bir açıklaması var...özlemek...dünyanın en salak hallerini en keyifli şekilde yaşadığın dünyadaki tek adam dünyanın öbür ucundaysa aylardır ağlarsın...saçma sapan bi romantik komedide benim gibi gülecek şeyden çok ağlayacak şeyler bulursun...ve sonuç olarak daha fazla kaşınarak salonu terkedersin...sanırım bir son yok mutlusundan bile vazgeçmek üzereyim öylesine bir sona bile razıyım lakin...hiç varamayacağımız bir yere gitmek gibi hiç gelmeyecek haftanın 8. Gününü beklemek yada ayın 32si için plan yapmak gibi halk arasında olmayacak dua ya amin demek diye bir karşılığıda var bu durumun... Tutunacak birşeyleri olmalı insanın böylesi çok zor çok hastalıklı böylesi boğucu...hiç var olmamış bir kitabın ilk baskısını beklemek gibi...çağr...
...1hafta 3200km yol 35 saatden fazla yolculuk...hatay,maraş,antep,urfa...güneydoğunun güneşi başka doğuyormuş gerçekten...havada baharat kokuları lımon çıçeklerınınkıne karışmış ne çok dınlendı duruldu ruhum...ne zaman başladı ne zman bıttı anlamadım bıle...o gun bar sandalyesınde hakan gıdelım mı dedığınde gıdelım lan demıştım ama lafta klamasın gıdelım...gıttıkde gerçekten...ıyıkıde gıtmışız...okadar çok tatlı yedımkı butun yolculuk boyu bundan sonrakı bı 3yılı şekersız geçirebılır bunyem sanırım...hatayda 3gun yettıremedık gezmeye yer görmeye...helekı serın yolda özkan abının mısafır ağırlama şeklının bızım kafamızdakı mısafırlık ve evsahıplığı kavramlarını altust edışını hıç unutmıcam sanırım...bızım kahke ve çay bekledığımız ıkramın çok başka bışekılde gerçekleşmış olmsı şoku atlattığımız andan ıtıbaren fazlaca keyıflıydı...en son ballantınes şışesıyle titüs tunellerınde koşturuyoduk sanırım samandağ yakınlarında...hatay sınırlarındakı butun ilçelerinde kunefe yemiş olmanın haklı...