Ana içeriğe atla
...değilim işte,allahkahretsin ki ben değilim artık...dönmüşüm bin yıl geriye..tırnaklarımı batıra batıra etime kendimi kanatıyorum...oysa kan tutardı benı çocukken...oturamayız o kadar,ayakların üşür senin...sonra benım ruhum dudağının kenarından öpmek ister...karman çorman olur sonra tüm zamanlarımız...bırak ben artık gideyim...aslında haklı,oda,hepsi haklı...aslında sabahında bi alıp veremediği yok benımle uyduruyorum...hep kendi başımın belasıyım ben...yetmezmış gibi derdim...yetmezmış gibi tüm yarım kalanlarım yarıda kalmışlarım...falaca acıtan aldanışlarım..şimdi aklıma geldikçe...nefesimi tutmak gibi sonra unutmak gibi nefes almayı ve ciğerlerindeki o acı...keskin anlık...keskin...ve kokusu...hala unutamadığın...hepsinde bi parçanı braktığın ve herşeyden kurtulupda sadece kendine sakladığın ufacık anların...her birini sevişin farklı farklı...istesende nefret edemeyişin...dünyaya kızıpda en çok kendini üzüşün...herseferinde kendine kalışın ve o hastalıklı sevgin kendi zamanlarına bağımlılığın...ve tüm çocuk yanların...param parça olanların...o adamın bunca mutsuz edişine inanamayışın...tırnaklarımı batırıyorum etime...acı...sen,sokak,çakıltaşları,oşarkı,hiç...acı...ben,masallar,yağmur,oşehir,kış...acı...uzanıp saatin pillerini çıkarıyorum..ışığı kapatıyorum...biliyorum...acı iyidir ruhu hafifletir...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Birdaha asla eskisi gibi olmayacaktı artık ve biz bunun ağırlığının altında kalmış paramparça ruhlarımızla devam etmeliydik...belkide devam etmemeliydik henüz bilebildiğimiz zamanlarda değildik...ülkelerde savaşlar başlayıp biterken hala yeterince inandırıcı gelmiyordu  ölü insan vücutları...hayatımız manipüle edilmiş bi haber tadında olmaya başlamıştı...ve hiç olmadığımız kadar hırçındık artık hatanın her defansında bir diğerimizde olduğuna inanmak isteyen yanlarımız birbirinizi seven yanlarımızın çürüyor olmasını fırsat biliyordu sanki...acımasız birşeyler vardı ve biz hiç birşey yapamaz durumdaydık...birbirimizden bunca uzak yerlerdeyken biz bile hiç olmadığımız kadar acımasızlaşmıştık artık...o beklenen gün gelmiyordu dahada kötüsü gelmeyecekti de ve artık ikimizde bunu biliyorduk...yinede dilimizin ucundakiler bir diğerinden çok kendimizi fazlaca acıtacak cinsten olduğundan birtürlü çıkaramıyorduk kelimeleri...kelimeleri derleyip toplayıp düzgün cümleler kurmanın derdındeydık ...
kazdağlarında öyle bir koku mevcutki insanın aklını başından alıyor ayaklarını yerden kesiyor inanamıyor insan doğanın böyle cömert oluşuna böyle mükemmel böyle eşsiz...yer gök kokuyor arkadaş...zamanı geçmek üzere olan narenciye çiçeklerinin kokusunu yeni başlayan zeytin çiçekleri kovalıyor adeta arada akşam sefaları karışıyor hele birde yasemin eklendimi dayanılmaz oluyor her nefes alışınız başka bir karnaval başka bir şenlik...lakin ne dersem diyeyim anlatılmaz yaşanır bir durum...koku olayı çok karmaşık birşey zaten insanın içine işleyen böyle her birşeyi derinlemesine kadar hatırlamanıza yardımcı olan...malum taşınma telaşındayım bıkac zamandır eşyalarım orada burada toparlanmaya çabalıyorum gideceğim güne kadar en azından toplu kalma çabası benımkısı dun sevdiceğimin yeşil yakalı tşortu geldi elime benimkilere karışmıs...butun herşey boğazıma takıldı kaldı sanırsın yutkunmak ne hıç öğrenmemişim orada öluverıcem nefessızlikten...34 koca gun 34 upuzun gece geçmış 34 kes gunaymış 34...
Kilometrelerce ne demek biliyormusun...hiç hayatında kilometrelerce uzaktayken ile başlayan cümleler kurdunmu.muhtemelen kurmamışsınız yada en azından kısmet olmuşta birkez öylesine bi laf etmişsen hatırlamayacağın kadar önemsiz bi konuda falandır herhalde.ben bu koca seneyi kilometrelerce uzakta geçirdim ondan ve kendimden ve geriye kalan tüm hayatımdan kilometrelerce uzakta...bir adım yaklaşamadan üstelik ne ona ne hayatımıza... Kilometrelerce ile başlayan onca kelime...tükendik...ne desem boş ne desem fazladan anlamsız kaldı...hayatımda kocaman bir anlam kayması öylece kalakalmış haldeyim...onsuz yaşamak hep eksik kalmak hiç yetememek gibi insan dandik bir film sahnesine ne kadar ağlar ki ... evet ben her daim sulu göz bir insandım Onu da al koy bir kenara...insan hiç uyuyamadığı gecelerden hiç uyanmak istemediği sabahlara nasıl uyanır uyanırmış...uyur uyanık yarım yamalak eksik gedik öyle böyle yaşarmış işte ne kadar yaşamaksa nasıl yaşamaksa kitap okuyamadan sevgiliye sarılıp uyu...