Ana içeriğe atla

Çocuk…Sil yüzünden tüm yalanlarını bu şehrin.Topla kalbini cadde cadde, sokak sokak…Kazı ayak izlerini birer birer gri kaldırımlarından…Bakma yüzlerine hiç…Görme onları…Çocuk bu kez ağlama…Bu kez git.
Gölgeni, ismini sil yavaş yavaş…Giderken bu kentten tükür yüzüne yalnızlığının…Kalbini, kendini sök yavaş yavaş…Giderken bu kentten sakın ağlama sus…
Unut!Ne yaptı sana!Unut!Ne söyledi!Unut!Ne varsa vazgeçtiğin…
Yüzünde korkularla…İçinde çığlıklarla…Kalbinde simsiyahlarla... Nereye gidiyorsun?
Hep bu şarkılarla…Kıymetsiz dualarla…Utanmaz bir yağmurla…Nereye gidiyorsun?
Yolları, duvarları geç yavaş yavaş…Giderken bu kentten bir piç gibi bırak yalnızlığını…Ve o siyah saçlarını kes yavaş yavaş…Giderken, terk ederken savur yüzüne yalnızlığının…
Ve unut ne yaptı sana!Unut neler anlattı!Unut ne varsa vazgeçtiğin!
Yüzünde korkularla…İçinde çığlıklarla…Kalbinde simsiyahlar…Nereye gidiyorsun?
Hep bu şarkılarla…Kıymetsiz dualarla…Utanmaz bir yağmurla…Nereye gidiyorsun?
Yüzünde korkularla…İçinde çığlıklarla…Kalbinde simsiyahlar… Nereye gidiyorsun?
Bu sahte baharlarla,Kıymetsiz dualarla…Utanmaz bir yağmurla…Yine mi gidiyorsun?
Çocuk…Her vedanın ardında bir bekleyeni vardır kimsenin bilmediği…Ve her gözyaşının altında bir dua kimsenin duymadığı…Çevir gökyüzüne başını…Bakma arkana!Daha sert basa basa, daha güçlü!Anlat bu kara şehrin yollarına ak adımlarınla!Gitmek yenilmek değil kazanmak da!Gitmek gitmektir işte…Hepsi bu.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bekle dedi gitti Ben beklemedim, o da gelmedi... Ölüm gibi bir şey oldu ayrılık Ama kimse ölmedi... özdemir asaf
Romantik komediye gidelim dedim kahvemin son yudumunu içerken...romantik komediye gidelimki beni böyle sabahlara kadar kaşındıran şeyleri düşünmeyeyim...lakin ilk sahneden sonraki belkide herkes için komik olan 10dakika boyunca ağlamış olmamın İnan'ın bir açıklaması var...özlemek...dünyanın en salak hallerini en keyifli şekilde yaşadığın dünyadaki tek adam dünyanın öbür ucundaysa aylardır ağlarsın...saçma sapan bi romantik komedide benim gibi gülecek şeyden çok ağlayacak şeyler bulursun...ve sonuç olarak daha fazla kaşınarak salonu terkedersin...sanırım bir son yok mutlusundan bile vazgeçmek üzereyim öylesine bir sona bile razıyım lakin...hiç varamayacağımız bir yere gitmek gibi hiç gelmeyecek haftanın 8. Gününü beklemek yada ayın 32si için plan yapmak gibi halk arasında olmayacak dua ya amin demek diye bir karşılığıda var bu durumun... Tutunacak birşeyleri olmalı insanın böylesi çok zor çok hastalıklı böylesi boğucu...hiç var olmamış bir kitabın ilk baskısını beklemek gibi...çağr...
...1hafta 3200km yol 35 saatden fazla yolculuk...hatay,maraş,antep,urfa...güneydoğunun güneşi başka doğuyormuş gerçekten...havada baharat kokuları lımon çıçeklerınınkıne karışmış ne çok dınlendı duruldu ruhum...ne zaman başladı ne zman bıttı anlamadım bıle...o gun bar sandalyesınde hakan gıdelım mı dedığınde gıdelım lan demıştım ama lafta klamasın gıdelım...gıttıkde gerçekten...ıyıkıde gıtmışız...okadar çok tatlı yedımkı butun yolculuk boyu bundan sonrakı bı 3yılı şekersız geçirebılır bunyem sanırım...hatayda 3gun yettıremedık gezmeye yer görmeye...helekı serın yolda özkan abının mısafır ağırlama şeklının bızım kafamızdakı mısafırlık ve evsahıplığı kavramlarını altust edışını hıç unutmıcam sanırım...bızım kahke ve çay bekledığımız ıkramın çok başka bışekılde gerçekleşmış olmsı şoku atlattığımız andan ıtıbaren fazlaca keyıflıydı...en son ballantınes şışesıyle titüs tunellerınde koşturuyoduk sanırım samandağ yakınlarında...hatay sınırlarındakı butun ilçelerinde kunefe yemiş olmanın haklı...