bağbozumu mevsimini beklemekle geçiriyorum bugünlerde vaktimi...kırılan yanlarımı sarıp sarmalayıp saklıyorum sonra uyuyup uyanıyorum...geçmiş olmasını diliyorum gözlerimi her açışımda geçebilmiş olan onca şey gibi...bağbozumunda gün batımları var aklımda bide rüzgar gülleri adaya has rüzgarları içime işleyen serinliği henuz yazbitmeden hemen önce...ben ve tüm güzel zamanlarım iyi yanlarım tutkularım turuncu saçlarım yarıda kalmış olsada bazı zaman hayallerim ve bana ait zamanlarım...ve taze şarap ve aşk ve...ve olmasını istediğim herşey...çıplak ayaklarım turuncu saçlarım taze şarabın mayhoş tadı fısıldayan rüzgar ve ben ne çok yakışıcaz bağbozumu mevsimine...kumdan yaptığım kalelerimin her defasında yıkılmış olması gerçekten umrumdamıydı yada umrum neremdeydi bi umurum varmıydı hatırlamıyorum sanırım ve bundan çok büyük zevk alıyo gibiyim umursamıyo olmak böle bişey galıba bilmiyorum...şimdilerde sadece beklıyoruz dahasına luzum duymuyoruz...
Romantik komediye gidelim dedim kahvemin son yudumunu içerken...romantik komediye gidelimki beni böyle sabahlara kadar kaşındıran şeyleri düşünmeyeyim...lakin ilk sahneden sonraki belkide herkes için komik olan 10dakika boyunca ağlamış olmamın İnan'ın bir açıklaması var...özlemek...dünyanın en salak hallerini en keyifli şekilde yaşadığın dünyadaki tek adam dünyanın öbür ucundaysa aylardır ağlarsın...saçma sapan bi romantik komedide benim gibi gülecek şeyden çok ağlayacak şeyler bulursun...ve sonuç olarak daha fazla kaşınarak salonu terkedersin...sanırım bir son yok mutlusundan bile vazgeçmek üzereyim öylesine bir sona bile razıyım lakin...hiç varamayacağımız bir yere gitmek gibi hiç gelmeyecek haftanın 8. Gününü beklemek yada ayın 32si için plan yapmak gibi halk arasında olmayacak dua ya amin demek diye bir karşılığıda var bu durumun... Tutunacak birşeyleri olmalı insanın böylesi çok zor çok hastalıklı böylesi boğucu...hiç var olmamış bir kitabın ilk baskısını beklemek gibi...çağr...
Yorumlar