tüm renki balıkların pulları dökülmüş...kuşları hastalanmış bu şehrin...herşey hastalıklı bi sevgiyle bağulmuş...bi çocuk ağlamış bi kelebek ölmüş dün gece biri intihar etmiş arka mahallede...dizlrim kanamış gene ama içim acımamış bu seferkinde ...yitmiş zaman mutsuz olmuşuz bizler gene zman zaman, zamanla zaman olmayan arasında sıkışıp kalmış ruhlarımız o roman hiç bitmemiş o yere hiç gidilmemeiş o söz hiç söleneememiş zaten hayatlarımız hep biraz eksikmiş...var olmann çabasında ölümlülüğün farkındayken bile ölümsüzlükle ilgili masallar anlatılmış yıllarca aynı cümlelerle...kuramadığımız hayaller biriktirmişiz gazete kağıtlaraına sarılmışmutluluklarımızın yanındalarmış farkındalıklar yormuşda hiç becerememişiz umursamamayı farketmek zorunda bırakılmışız hayatı...ve bırılerı hep korkarmış duyacaklarındanda kendı dehlızlerınde kaybolurken hala mutluluk oyunları oynarmış...
Romantik komediye gidelim dedim kahvemin son yudumunu içerken...romantik komediye gidelimki beni böyle sabahlara kadar kaşındıran şeyleri düşünmeyeyim...lakin ilk sahneden sonraki belkide herkes için komik olan 10dakika boyunca ağlamış olmamın İnan'ın bir açıklaması var...özlemek...dünyanın en salak hallerini en keyifli şekilde yaşadığın dünyadaki tek adam dünyanın öbür ucundaysa aylardır ağlarsın...saçma sapan bi romantik komedide benim gibi gülecek şeyden çok ağlayacak şeyler bulursun...ve sonuç olarak daha fazla kaşınarak salonu terkedersin...sanırım bir son yok mutlusundan bile vazgeçmek üzereyim öylesine bir sona bile razıyım lakin...hiç varamayacağımız bir yere gitmek gibi hiç gelmeyecek haftanın 8. Gününü beklemek yada ayın 32si için plan yapmak gibi halk arasında olmayacak dua ya amin demek diye bir karşılığıda var bu durumun... Tutunacak birşeyleri olmalı insanın böylesi çok zor çok hastalıklı böylesi boğucu...hiç var olmamış bir kitabın ilk baskısını beklemek gibi...çağr...
Yorumlar