...ve yine sabah oluyordu herseferinde ve hiç bi önemi kalmıyordu bir sure sonra tum bunların...neler yaşamıştıkda nutulmuştu hep bir diğeri... şimdilerde çok çok uzaklarda kalmıştı acıtan sabahlara uyanmak ki bir zamanler neçok acıtmıştı...yaz kokuyor şimdilerde her yer içimde eksilen heycanlarım var bu yıl bi sonrakı zamana hazırlamam gereken şeylerle dolu aklım...yapmak istedğim onca şeye yetişememk korkusu heycanımı törpüleyen...insanları ençokta kendimi affettim sanırım bugünlerde...fazla şey beklemeden en çok kendine inanarak yaşamak en doğrusu olsa gerek...bakıyorumda nesıl geçtığını anlamadığım senelere hayıflanıyorum bazen...ve şaşıyorum bu değişim hızına...zamana yetişmek adına bi adım daha atma isteği gelip oturrken içime sırf bu inadımdan diyorum sırf şu martıları için için kıskanmamdan...1...2...3...ve atlıyoruz...
Romantik komediye gidelim dedim kahvemin son yudumunu içerken...romantik komediye gidelimki beni böyle sabahlara kadar kaşındıran şeyleri düşünmeyeyim...lakin ilk sahneden sonraki belkide herkes için komik olan 10dakika boyunca ağlamış olmamın İnan'ın bir açıklaması var...özlemek...dünyanın en salak hallerini en keyifli şekilde yaşadığın dünyadaki tek adam dünyanın öbür ucundaysa aylardır ağlarsın...saçma sapan bi romantik komedide benim gibi gülecek şeyden çok ağlayacak şeyler bulursun...ve sonuç olarak daha fazla kaşınarak salonu terkedersin...sanırım bir son yok mutlusundan bile vazgeçmek üzereyim öylesine bir sona bile razıyım lakin...hiç varamayacağımız bir yere gitmek gibi hiç gelmeyecek haftanın 8. Gününü beklemek yada ayın 32si için plan yapmak gibi halk arasında olmayacak dua ya amin demek diye bir karşılığıda var bu durumun... Tutunacak birşeyleri olmalı insanın böylesi çok zor çok hastalıklı böylesi boğucu...hiç var olmamış bir kitabın ilk baskısını beklemek gibi...çağr...
Yorumlar