Ana içeriğe atla
...ve yenıden değişmişti tüm evren...yenıden güneş doğmuştu...yenıden çocuklar sokaklarda oynuyordu karnavllar kuruluyordu biyerlerde biri şarkı söluyodu birileri çok sevebiliyodu hala...ve zaman herşeyi silebiliyordu...bizler büyüdük ve değişmişti dünya...bi adam nasıl bukadar acıtır diye düşünmeye çok öncelerden başlamıştık bir diğerini yenı silmişken zaman şimdiki zamana ait olanların eklediği mutsuzluklar nasılda şaşırtmıştı ruhumu nasıl kırmıştı inciltmişti...neysekı geçebiliyor herşey...ve yenıden ruhum hafıf şimdilerde ilk pişmanlık hissini yaşamış olmamla ilgili salak ruh halını atmış olmamın hafflığı sanırım...zaman siliyo herşeyı ve önceden önemlıymış gibi görünen herşey bir anda önemsizleşiveriyo...o adam yalanlar sölemişte kendini fazla gizlemiş gereğinden çok anlamlar yuklenmışte o bunlaın hiç birini kaldıramamış...hiç bakamamış benım gibide seviyomuş gibi yapmışş çok inciltmışte o sadece kocaman bi hiçmiş...ve bana dair zamanları yaşamayı meğer hiç haketmemiş...sen kendi dehlızlerinde kaybolurken ben çoktan çıkmış olucam hayatından ki keşke hiç olmamış olsaydı tüm olanlar yinede geçebiliyo olması herşeyin tek gerçek...sana sölediğim şeyler vardı ya işte şimdi hepsini unut hıhıı ben bana sölediklerinin hepsini unuttum çünkü...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bekle dedi gitti Ben beklemedim, o da gelmedi... Ölüm gibi bir şey oldu ayrılık Ama kimse ölmedi... özdemir asaf
Romantik komediye gidelim dedim kahvemin son yudumunu içerken...romantik komediye gidelimki beni böyle sabahlara kadar kaşındıran şeyleri düşünmeyeyim...lakin ilk sahneden sonraki belkide herkes için komik olan 10dakika boyunca ağlamış olmamın İnan'ın bir açıklaması var...özlemek...dünyanın en salak hallerini en keyifli şekilde yaşadığın dünyadaki tek adam dünyanın öbür ucundaysa aylardır ağlarsın...saçma sapan bi romantik komedide benim gibi gülecek şeyden çok ağlayacak şeyler bulursun...ve sonuç olarak daha fazla kaşınarak salonu terkedersin...sanırım bir son yok mutlusundan bile vazgeçmek üzereyim öylesine bir sona bile razıyım lakin...hiç varamayacağımız bir yere gitmek gibi hiç gelmeyecek haftanın 8. Gününü beklemek yada ayın 32si için plan yapmak gibi halk arasında olmayacak dua ya amin demek diye bir karşılığıda var bu durumun... Tutunacak birşeyleri olmalı insanın böylesi çok zor çok hastalıklı böylesi boğucu...hiç var olmamış bir kitabın ilk baskısını beklemek gibi...çağr...
...1hafta 3200km yol 35 saatden fazla yolculuk...hatay,maraş,antep,urfa...güneydoğunun güneşi başka doğuyormuş gerçekten...havada baharat kokuları lımon çıçeklerınınkıne karışmış ne çok dınlendı duruldu ruhum...ne zaman başladı ne zman bıttı anlamadım bıle...o gun bar sandalyesınde hakan gıdelım mı dedığınde gıdelım lan demıştım ama lafta klamasın gıdelım...gıttıkde gerçekten...ıyıkıde gıtmışız...okadar çok tatlı yedımkı butun yolculuk boyu bundan sonrakı bı 3yılı şekersız geçirebılır bunyem sanırım...hatayda 3gun yettıremedık gezmeye yer görmeye...helekı serın yolda özkan abının mısafır ağırlama şeklının bızım kafamızdakı mısafırlık ve evsahıplığı kavramlarını altust edışını hıç unutmıcam sanırım...bızım kahke ve çay bekledığımız ıkramın çok başka bışekılde gerçekleşmış olmsı şoku atlattığımız andan ıtıbaren fazlaca keyıflıydı...en son ballantınes şışesıyle titüs tunellerınde koşturuyoduk sanırım samandağ yakınlarında...hatay sınırlarındakı butun ilçelerinde kunefe yemiş olmanın haklı...