Ana içeriğe atla
bazı sahıp olamadığımız zamanlar var içimize batan tıpkı hukmedemediğimiz anlarımız gibi...soru işaretlerim havada asılı kalırken noktaları yere düşer...ve noktasız çirkın soru işaretlerim ve ben hiç uyuyamayız...bu gecede bı öncekı gıbı geçerken ben sadece her seferinde neden bıraz daha mutsuz oluyorum onu anlama gayreti sarfederken yorgun duşuyorum yine gereğinden çok inciniyorum...ayaklarım üşüyo bu gece ne ilginç...ben ne garıbım bu aralar nasıl kendime eğreti nasıl uzağım...hep bi başkası için yorarken ruhumuzu değersiz hissetmek fazlaca yorucu gelir bilirim...ötekı olmayı tercih etmenın eşığine gelıpte son anda dönmek ...alşıyor olmak kötumu iyimi bilememek...o adama alışmak gibi...yokluğunuda kabullenmek...bu denlı çabalamışken aynı kareyi yakalamaya aynı gune uyanmaya bukadar sevmişken yanında olmasını ve inanmışken sonunu bildiğin masallara...sırf o anlatıyo diğe bılmıyomuş gıbı yapmanın keyfını çıkarmak gibi bi hıkayeyi...şimdi olmama ihtimalleri...belkide herşey guzeldı ve bıtmelıydıde bız doyumsuz insan oğlu...bitmesin istemıştik...peki daha fazla uzmekten uzulmekten başka ne geçti elımıze mutlu zaman aralıklarımızı saymassak bıde renklı şekrleri bide bana verdiğin çizgiflm sözunu...mutsuzluğuna neden olamak istemıyorum...herşey bıraz daha mutlu olmak adınayken bız nıye bu gece bukadar mutsuz kılındık...gitmelıyım ben sanırım...belkı ruhum bıraz hafıfler haklısın belkıde ben kotu bırıyımdir...oyunların 3.kışısı hep mızıkçıdır...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bekle dedi gitti Ben beklemedim, o da gelmedi... Ölüm gibi bir şey oldu ayrılık Ama kimse ölmedi... özdemir asaf
Romantik komediye gidelim dedim kahvemin son yudumunu içerken...romantik komediye gidelimki beni böyle sabahlara kadar kaşındıran şeyleri düşünmeyeyim...lakin ilk sahneden sonraki belkide herkes için komik olan 10dakika boyunca ağlamış olmamın İnan'ın bir açıklaması var...özlemek...dünyanın en salak hallerini en keyifli şekilde yaşadığın dünyadaki tek adam dünyanın öbür ucundaysa aylardır ağlarsın...saçma sapan bi romantik komedide benim gibi gülecek şeyden çok ağlayacak şeyler bulursun...ve sonuç olarak daha fazla kaşınarak salonu terkedersin...sanırım bir son yok mutlusundan bile vazgeçmek üzereyim öylesine bir sona bile razıyım lakin...hiç varamayacağımız bir yere gitmek gibi hiç gelmeyecek haftanın 8. Gününü beklemek yada ayın 32si için plan yapmak gibi halk arasında olmayacak dua ya amin demek diye bir karşılığıda var bu durumun... Tutunacak birşeyleri olmalı insanın böylesi çok zor çok hastalıklı böylesi boğucu...hiç var olmamış bir kitabın ilk baskısını beklemek gibi...çağr...
...1hafta 3200km yol 35 saatden fazla yolculuk...hatay,maraş,antep,urfa...güneydoğunun güneşi başka doğuyormuş gerçekten...havada baharat kokuları lımon çıçeklerınınkıne karışmış ne çok dınlendı duruldu ruhum...ne zaman başladı ne zman bıttı anlamadım bıle...o gun bar sandalyesınde hakan gıdelım mı dedığınde gıdelım lan demıştım ama lafta klamasın gıdelım...gıttıkde gerçekten...ıyıkıde gıtmışız...okadar çok tatlı yedımkı butun yolculuk boyu bundan sonrakı bı 3yılı şekersız geçirebılır bunyem sanırım...hatayda 3gun yettıremedık gezmeye yer görmeye...helekı serın yolda özkan abının mısafır ağırlama şeklının bızım kafamızdakı mısafırlık ve evsahıplığı kavramlarını altust edışını hıç unutmıcam sanırım...bızım kahke ve çay bekledığımız ıkramın çok başka bışekılde gerçekleşmış olmsı şoku atlattığımız andan ıtıbaren fazlaca keyıflıydı...en son ballantınes şışesıyle titüs tunellerınde koşturuyoduk sanırım samandağ yakınlarında...hatay sınırlarındakı butun ilçelerinde kunefe yemiş olmanın haklı...