Ana içeriğe atla
yağmur yağıyo ya daha bi zorlaştırıyo herşeyi...zor zaman zor hayat zor tüm bu ruh hali...biriktirdiğim mutsuzluklar fazla gelmeye başlayınca bünyeme bir doz pan zehire ihtiyacım oluo genelde...yetmio hiç bişeyin yetmediği gibi...dozu arttırdıkça daha çok canım acıyo ve ben ii hissediorum kendimi...içimi acıttığı halde gidiorum yaaa...ii olduğuma inandırıyorum kendimi son 1saattir.sonra yorgunluğumu görüp kıyamıyorum kendime inanıomuş gibi yapıyorumbi süre...oda inanmıoo ama öle varsayıyo...kendimle cebelleşirken hala yağmur yağıyo dışarıda elimde 2.pulmana ait cam kenarıdır die umut ettiğim 6 numaralı bi koltuk bileti var hayatıma sığdıramadığım tüm hayallerimi sıkıştepiş sokuşturdum içine 2tane tşört 1 çift ayakkabı bide yüz temizleme losyonumu aldım sanırım aslında hatırlamıorum boşa salladım...dışarda yağmur yağıyo ve dünkü martılar yok çatıda...ne kötü...uzak yol uzak hayal uzak zaman uzak hayat zaten fazla yakınıs uçurum kenarlarına milletce tüm bu uzaklıklar anlamsız...oda uzaak çok zamandır annem hiç olmadı sanki yakın...çok sevdiğim yastık kılıfım üzerinde mor fillerin dans ettiği onun bile uzak olması bişi ifade etmio çoktanır...çocuklar nekadar yalnız...martılar nekadar hüzün verici ve bizler nekadar uzağız hayatlarımızdan...yağmur durdu martılar hala yok gelmicekler bugece sanırım...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Birdaha asla eskisi gibi olmayacaktı artık ve biz bunun ağırlığının altında kalmış paramparça ruhlarımızla devam etmeliydik...belkide devam etmemeliydik henüz bilebildiğimiz zamanlarda değildik...ülkelerde savaşlar başlayıp biterken hala yeterince inandırıcı gelmiyordu  ölü insan vücutları...hayatımız manipüle edilmiş bi haber tadında olmaya başlamıştı...ve hiç olmadığımız kadar hırçındık artık hatanın her defansında bir diğerimizde olduğuna inanmak isteyen yanlarımız birbirinizi seven yanlarımızın çürüyor olmasını fırsat biliyordu sanki...acımasız birşeyler vardı ve biz hiç birşey yapamaz durumdaydık...birbirimizden bunca uzak yerlerdeyken biz bile hiç olmadığımız kadar acımasızlaşmıştık artık...o beklenen gün gelmiyordu dahada kötüsü gelmeyecekti de ve artık ikimizde bunu biliyorduk...yinede dilimizin ucundakiler bir diğerinden çok kendimizi fazlaca acıtacak cinsten olduğundan birtürlü çıkaramıyorduk kelimeleri...kelimeleri derleyip toplayıp düzgün cümleler kurmanın derdındeydık ...
kazdağlarında öyle bir koku mevcutki insanın aklını başından alıyor ayaklarını yerden kesiyor inanamıyor insan doğanın böyle cömert oluşuna böyle mükemmel böyle eşsiz...yer gök kokuyor arkadaş...zamanı geçmek üzere olan narenciye çiçeklerinin kokusunu yeni başlayan zeytin çiçekleri kovalıyor adeta arada akşam sefaları karışıyor hele birde yasemin eklendimi dayanılmaz oluyor her nefes alışınız başka bir karnaval başka bir şenlik...lakin ne dersem diyeyim anlatılmaz yaşanır bir durum...koku olayı çok karmaşık birşey zaten insanın içine işleyen böyle her birşeyi derinlemesine kadar hatırlamanıza yardımcı olan...malum taşınma telaşındayım bıkac zamandır eşyalarım orada burada toparlanmaya çabalıyorum gideceğim güne kadar en azından toplu kalma çabası benımkısı dun sevdiceğimin yeşil yakalı tşortu geldi elime benimkilere karışmıs...butun herşey boğazıma takıldı kaldı sanırsın yutkunmak ne hıç öğrenmemişim orada öluverıcem nefessızlikten...34 koca gun 34 upuzun gece geçmış 34 kes gunaymış 34...
Kilometrelerce ne demek biliyormusun...hiç hayatında kilometrelerce uzaktayken ile başlayan cümleler kurdunmu.muhtemelen kurmamışsınız yada en azından kısmet olmuşta birkez öylesine bi laf etmişsen hatırlamayacağın kadar önemsiz bi konuda falandır herhalde.ben bu koca seneyi kilometrelerce uzakta geçirdim ondan ve kendimden ve geriye kalan tüm hayatımdan kilometrelerce uzakta...bir adım yaklaşamadan üstelik ne ona ne hayatımıza... Kilometrelerce ile başlayan onca kelime...tükendik...ne desem boş ne desem fazladan anlamsız kaldı...hayatımda kocaman bir anlam kayması öylece kalakalmış haldeyim...onsuz yaşamak hep eksik kalmak hiç yetememek gibi insan dandik bir film sahnesine ne kadar ağlar ki ... evet ben her daim sulu göz bir insandım Onu da al koy bir kenara...insan hiç uyuyamadığı gecelerden hiç uyanmak istemediği sabahlara nasıl uyanır uyanırmış...uyur uyanık yarım yamalak eksik gedik öyle böyle yaşarmış işte ne kadar yaşamaksa nasıl yaşamaksa kitap okuyamadan sevgiliye sarılıp uyu...