Ana içeriğe atla

kalabalık,aynı zamanda bomboş tüm caddeler...arkamdaki adımlar tanıdık nefesi uzak hatırlamaktan yorgun...gnler sonra üşümek yeniden hemde bu denli tanıdık bi şehirde...sevdiğim sokaklarıyla,caddeleriyle,hatırlattığı mutsuzluklarıyla,ve aşklarımla...budenli özlenen ve yoran içinden nehir geçen bu şehir...biras zayıflamış,siyah gene yakışmış ,yorulmuş,belkide unutmuş...cvabı olmayan sorular aklımda elimde kırmızı fülarım o çok sevdiğim botlarım sevdiğim bu kent ve o adam hayatımın 3.tekil şahsı bana uzak, bana yitik, bana silik, bana ağır ,bana hata,bana tuzak...bense geçiceğinden emin...hala bi yanım ondayken...kendimle cebelleşiyorum gene...oyuncak zaferlerimle mutlu olmaya çabalıorum birinin gelip kahraman olmasını istiyorum...uçabilio olsun duvarlardanda geçebilsin hatta kahraman kostümü bile giysin...acır sabahlarım bi süre şimdilerde...zaten tanıdık bu koku...şehirler terketmek yetmio kendinden kaçmaya...martılar bile seni hatırlatıyodu bir başka şehirde bu şehirde sen yokmuşsun gibi nasıl davranayım şimdi...keşke bu denli acıtmasaydın ruhumu...sabahlarımı acıtıo cevabı olmayan sana dair sorular...sen kimbilir hangi günün sabahına uyanıyosun...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bekle dedi gitti Ben beklemedim, o da gelmedi... Ölüm gibi bir şey oldu ayrılık Ama kimse ölmedi... özdemir asaf
Romantik komediye gidelim dedim kahvemin son yudumunu içerken...romantik komediye gidelimki beni böyle sabahlara kadar kaşındıran şeyleri düşünmeyeyim...lakin ilk sahneden sonraki belkide herkes için komik olan 10dakika boyunca ağlamış olmamın İnan'ın bir açıklaması var...özlemek...dünyanın en salak hallerini en keyifli şekilde yaşadığın dünyadaki tek adam dünyanın öbür ucundaysa aylardır ağlarsın...saçma sapan bi romantik komedide benim gibi gülecek şeyden çok ağlayacak şeyler bulursun...ve sonuç olarak daha fazla kaşınarak salonu terkedersin...sanırım bir son yok mutlusundan bile vazgeçmek üzereyim öylesine bir sona bile razıyım lakin...hiç varamayacağımız bir yere gitmek gibi hiç gelmeyecek haftanın 8. Gününü beklemek yada ayın 32si için plan yapmak gibi halk arasında olmayacak dua ya amin demek diye bir karşılığıda var bu durumun... Tutunacak birşeyleri olmalı insanın böylesi çok zor çok hastalıklı böylesi boğucu...hiç var olmamış bir kitabın ilk baskısını beklemek gibi...çağr...
...1hafta 3200km yol 35 saatden fazla yolculuk...hatay,maraş,antep,urfa...güneydoğunun güneşi başka doğuyormuş gerçekten...havada baharat kokuları lımon çıçeklerınınkıne karışmış ne çok dınlendı duruldu ruhum...ne zaman başladı ne zman bıttı anlamadım bıle...o gun bar sandalyesınde hakan gıdelım mı dedığınde gıdelım lan demıştım ama lafta klamasın gıdelım...gıttıkde gerçekten...ıyıkıde gıtmışız...okadar çok tatlı yedımkı butun yolculuk boyu bundan sonrakı bı 3yılı şekersız geçirebılır bunyem sanırım...hatayda 3gun yettıremedık gezmeye yer görmeye...helekı serın yolda özkan abının mısafır ağırlama şeklının bızım kafamızdakı mısafırlık ve evsahıplığı kavramlarını altust edışını hıç unutmıcam sanırım...bızım kahke ve çay bekledığımız ıkramın çok başka bışekılde gerçekleşmış olmsı şoku atlattığımız andan ıtıbaren fazlaca keyıflıydı...en son ballantınes şışesıyle titüs tunellerınde koşturuyoduk sanırım samandağ yakınlarında...hatay sınırlarındakı butun ilçelerinde kunefe yemiş olmanın haklı...