Ana içeriğe atla
hiç bişi sölemek istemediim zamanlarda olmama rağmen cümleler biriktiriorum satır aralarımda virgüller koyuyorum ardıradına bitmesin istiorun neyse bukadar ısrr ettiğim sürmesi için birtürlü anlayamıorum...sususyorum susuyorumda birtürlü geçmio bu uğultu içimdeki kalabalık şölenler kuruyo festivaller yapıoo koşturup duruo hep bu çocuklar offf bu kalabalık beni çok yoruoo...sesiz cümlelerimide alıp çıkıorum terasa bide kırmızı sek şarap alıorum bu bağbozumu mevsimine ne çok yakışıorum diorum kendime...uzun zman sonra ilk defa mutlu hissediorum ama yine aymı huzursuzluk var içimdeki kentde...onuda terkettim dün...tüm sevdiğim sokaklarına rağmen hemde daha kalabalık daha yorucu daha sıcak aynı zamanda daha soğuk olabilen bi kente kaçma pilanları kuruyorum daha çok mutlu oalbilme hayalleri kuruyorum bide...bide susuyorum gene cümmlelerim taşıo avuçlarımdan hassi...tr diip eğipyerden topluyorum düm dağılan yanlarımı sağdan soldan ordan burdan...farketmedi zaten bir diğeri ötekide hiç gelmedi buda bana yetmedi zaten sen hep yoksundun zamandan ben hep eksiktim sen varken zamansız zamanlardaağladım en çokda dizlerimkanadığında seni hatırladım sen hep yitiktin zamanda ben hep geç kaldım hayta...bide susutum bide uyudum uyandıımda bitmişti herşey ve ben dim yine ennihayetinde bana kalan bikeredaha gülümsedim ve susutummm...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bekle dedi gitti Ben beklemedim, o da gelmedi... Ölüm gibi bir şey oldu ayrılık Ama kimse ölmedi... özdemir asaf
Romantik komediye gidelim dedim kahvemin son yudumunu içerken...romantik komediye gidelimki beni böyle sabahlara kadar kaşındıran şeyleri düşünmeyeyim...lakin ilk sahneden sonraki belkide herkes için komik olan 10dakika boyunca ağlamış olmamın İnan'ın bir açıklaması var...özlemek...dünyanın en salak hallerini en keyifli şekilde yaşadığın dünyadaki tek adam dünyanın öbür ucundaysa aylardır ağlarsın...saçma sapan bi romantik komedide benim gibi gülecek şeyden çok ağlayacak şeyler bulursun...ve sonuç olarak daha fazla kaşınarak salonu terkedersin...sanırım bir son yok mutlusundan bile vazgeçmek üzereyim öylesine bir sona bile razıyım lakin...hiç varamayacağımız bir yere gitmek gibi hiç gelmeyecek haftanın 8. Gününü beklemek yada ayın 32si için plan yapmak gibi halk arasında olmayacak dua ya amin demek diye bir karşılığıda var bu durumun... Tutunacak birşeyleri olmalı insanın böylesi çok zor çok hastalıklı böylesi boğucu...hiç var olmamış bir kitabın ilk baskısını beklemek gibi...çağr...
...1hafta 3200km yol 35 saatden fazla yolculuk...hatay,maraş,antep,urfa...güneydoğunun güneşi başka doğuyormuş gerçekten...havada baharat kokuları lımon çıçeklerınınkıne karışmış ne çok dınlendı duruldu ruhum...ne zaman başladı ne zman bıttı anlamadım bıle...o gun bar sandalyesınde hakan gıdelım mı dedığınde gıdelım lan demıştım ama lafta klamasın gıdelım...gıttıkde gerçekten...ıyıkıde gıtmışız...okadar çok tatlı yedımkı butun yolculuk boyu bundan sonrakı bı 3yılı şekersız geçirebılır bunyem sanırım...hatayda 3gun yettıremedık gezmeye yer görmeye...helekı serın yolda özkan abının mısafır ağırlama şeklının bızım kafamızdakı mısafırlık ve evsahıplığı kavramlarını altust edışını hıç unutmıcam sanırım...bızım kahke ve çay bekledığımız ıkramın çok başka bışekılde gerçekleşmış olmsı şoku atlattığımız andan ıtıbaren fazlaca keyıflıydı...en son ballantınes şışesıyle titüs tunellerınde koşturuyoduk sanırım samandağ yakınlarında...hatay sınırlarındakı butun ilçelerinde kunefe yemiş olmanın haklı...