Ana içeriğe atla
günlerdir uyuyorumda uyanmak istemiorm,okuyorumda hiç bişi hatırlamıorm,kurtulmak için yapışıp kalan bu mutsuzluktan kapıorum gözlerimi açtığımda gün bitmiş oluo bide aklımda o...susadığım geceler gibi sabaha onunla uyansam hiç şikayet etmm belki !bitsin istiorm sadece...bu şehir sıcak şimdilerde tozlu bunaltıcı...özledim demeye utanıyorum dilimi ısırıorum susuyorum bi bu mide bulantısı bide uyuma ihtiyacı bi de bu koku...bitek bu koku kaldı geçsin die beklerken hiç istemiorum yitirmeyi...içimdeki şehirde karnaval zamanıydı oysa sen gittin ışıklar söndü çocuklar hep uyuyo umutsuzluktan içimdeki, şehire kış geldi...özledim demeye dilim varmıyo...benm olmayana el uzatmak gibi şimdilerde sana aşık olmak...öncelerde nekadar keyifliyse şimdilerde utandırıcı incitici sana aşık olmak...geçsin die bekliorm geçmio...söyliyemediğim tüm şeyler gibi anlatamadıklarım gibi,kuramadığım tüm tümceler gibi,dokunamadığım tenn gibi uzak sana dair zamanlar...unutmak isterken her anı hatırlamak sarmak sarmalamak kaldırmak sahiplenmek...haklı çıktına öfkelenmek...yanılmadını görüp ezilmek,ve sonunu bile bile kapamak gözlerini tüm kırıcı gerçeklere...uyandığımda yoktun sen oysa içimdeki şehirde daha sabahın körüydü heryer sen kokuyodu...bi gün daha geçti daha nekadar var...bitsin istiorum artık bu sızı...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Romantik komediye gidelim dedim kahvemin son yudumunu içerken...romantik komediye gidelimki beni böyle sabahlara kadar kaşındıran şeyleri düşünmeyeyim...lakin ilk sahneden sonraki belkide herkes için komik olan 10dakika boyunca ağlamış olmamın İnan'ın bir açıklaması var...özlemek...dünyanın en salak hallerini en keyifli şekilde yaşadığın dünyadaki tek adam dünyanın öbür ucundaysa aylardır ağlarsın...saçma sapan bi romantik komedide benim gibi gülecek şeyden çok ağlayacak şeyler bulursun...ve sonuç olarak daha fazla kaşınarak salonu terkedersin...sanırım bir son yok mutlusundan bile vazgeçmek üzereyim öylesine bir sona bile razıyım lakin...hiç varamayacağımız bir yere gitmek gibi hiç gelmeyecek haftanın 8. Gününü beklemek yada ayın 32si için plan yapmak gibi halk arasında olmayacak dua ya amin demek diye bir karşılığıda var bu durumun... Tutunacak birşeyleri olmalı insanın böylesi çok zor çok hastalıklı böylesi boğucu...hiç var olmamış bir kitabın ilk baskısını beklemek gibi...çağr...
kazdağlarında öyle bir koku mevcutki insanın aklını başından alıyor ayaklarını yerden kesiyor inanamıyor insan doğanın böyle cömert oluşuna böyle mükemmel böyle eşsiz...yer gök kokuyor arkadaş...zamanı geçmek üzere olan narenciye çiçeklerinin kokusunu yeni başlayan zeytin çiçekleri kovalıyor adeta arada akşam sefaları karışıyor hele birde yasemin eklendimi dayanılmaz oluyor her nefes alışınız başka bir karnaval başka bir şenlik...lakin ne dersem diyeyim anlatılmaz yaşanır bir durum...koku olayı çok karmaşık birşey zaten insanın içine işleyen böyle her birşeyi derinlemesine kadar hatırlamanıza yardımcı olan...malum taşınma telaşındayım bıkac zamandır eşyalarım orada burada toparlanmaya çabalıyorum gideceğim güne kadar en azından toplu kalma çabası benımkısı dun sevdiceğimin yeşil yakalı tşortu geldi elime benimkilere karışmıs...butun herşey boğazıma takıldı kaldı sanırsın yutkunmak ne hıç öğrenmemişim orada öluverıcem nefessızlikten...34 koca gun 34 upuzun gece geçmış 34 kes gunaymış 34...
Birdaha asla eskisi gibi olmayacaktı artık ve biz bunun ağırlığının altında kalmış paramparça ruhlarımızla devam etmeliydik...belkide devam etmemeliydik henüz bilebildiğimiz zamanlarda değildik...ülkelerde savaşlar başlayıp biterken hala yeterince inandırıcı gelmiyordu  ölü insan vücutları...hayatımız manipüle edilmiş bi haber tadında olmaya başlamıştı...ve hiç olmadığımız kadar hırçındık artık hatanın her defansında bir diğerimizde olduğuna inanmak isteyen yanlarımız birbirinizi seven yanlarımızın çürüyor olmasını fırsat biliyordu sanki...acımasız birşeyler vardı ve biz hiç birşey yapamaz durumdaydık...birbirimizden bunca uzak yerlerdeyken biz bile hiç olmadığımız kadar acımasızlaşmıştık artık...o beklenen gün gelmiyordu dahada kötüsü gelmeyecekti de ve artık ikimizde bunu biliyorduk...yinede dilimizin ucundakiler bir diğerinden çok kendimizi fazlaca acıtacak cinsten olduğundan birtürlü çıkaramıyorduk kelimeleri...kelimeleri derleyip toplayıp düzgün cümleler kurmanın derdındeydık ...