Ana içeriğe atla

...geçmiş düşüyo şimdi kurduğum köprülerden...'geçip gidecekti' diyor içimdeki ses 'bırak ne hali varsa görsün'...ama istemiyorum bırakmak...geçmişimle bi sorunum yok benm çokça üzüldüüm zamanlar var sadece...sanırım inlenmeye ihtiyacım var;bide çikolatalı pastaya,bide deniz kenarında olmaya,ahh unutmadan sıcak şaraba...ama asuda olsun yannda...nezaman düşse elimden zaman bocalarım aynı anda ayağım takılr düşerm bende,dizlerim kanar ben ağlarım...acıdan değil bahane kanayan dizlerim...bazen geceden haşlanıpbizim için hazırlanmış olan rengi mora çalan yumurtaları özlüorm içimiz bulanarak baktıımız aslında farkındayım yumurtada bahane özlenn çok başka...suss dizlerin kanıo gene susss...sustum;sussuuyorum...içimden çığlıklar atmak gelio bide gene alıp başımı gitmek...o filmi yeniden izlemek...parçalann ayakkabılarımı giymek...herşeyeskirken bizler büyüdüğümüze inandırıoruz kendimizi eskidiğimiz yok henüz akıllarımızda...yarım kaldı sanki,sendemi kaldı yarım yoksa sendemi kaldın yarım???karıştı herşey birbirine...hıhhh gene işte offf nie kanıoo dizlerim?bu sefer okadar sert düşmedim düştümde benmi farketmedim?acımıyo babaa sorup durma artk kanıo sadece önemli değil geçer üzülme bukadar sende bırak şimdilik kanasın...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bekle dedi gitti Ben beklemedim, o da gelmedi... Ölüm gibi bir şey oldu ayrılık Ama kimse ölmedi... özdemir asaf
Romantik komediye gidelim dedim kahvemin son yudumunu içerken...romantik komediye gidelimki beni böyle sabahlara kadar kaşındıran şeyleri düşünmeyeyim...lakin ilk sahneden sonraki belkide herkes için komik olan 10dakika boyunca ağlamış olmamın İnan'ın bir açıklaması var...özlemek...dünyanın en salak hallerini en keyifli şekilde yaşadığın dünyadaki tek adam dünyanın öbür ucundaysa aylardır ağlarsın...saçma sapan bi romantik komedide benim gibi gülecek şeyden çok ağlayacak şeyler bulursun...ve sonuç olarak daha fazla kaşınarak salonu terkedersin...sanırım bir son yok mutlusundan bile vazgeçmek üzereyim öylesine bir sona bile razıyım lakin...hiç varamayacağımız bir yere gitmek gibi hiç gelmeyecek haftanın 8. Gününü beklemek yada ayın 32si için plan yapmak gibi halk arasında olmayacak dua ya amin demek diye bir karşılığıda var bu durumun... Tutunacak birşeyleri olmalı insanın böylesi çok zor çok hastalıklı böylesi boğucu...hiç var olmamış bir kitabın ilk baskısını beklemek gibi...çağr...
...1hafta 3200km yol 35 saatden fazla yolculuk...hatay,maraş,antep,urfa...güneydoğunun güneşi başka doğuyormuş gerçekten...havada baharat kokuları lımon çıçeklerınınkıne karışmış ne çok dınlendı duruldu ruhum...ne zaman başladı ne zman bıttı anlamadım bıle...o gun bar sandalyesınde hakan gıdelım mı dedığınde gıdelım lan demıştım ama lafta klamasın gıdelım...gıttıkde gerçekten...ıyıkıde gıtmışız...okadar çok tatlı yedımkı butun yolculuk boyu bundan sonrakı bı 3yılı şekersız geçirebılır bunyem sanırım...hatayda 3gun yettıremedık gezmeye yer görmeye...helekı serın yolda özkan abının mısafır ağırlama şeklının bızım kafamızdakı mısafırlık ve evsahıplığı kavramlarını altust edışını hıç unutmıcam sanırım...bızım kahke ve çay bekledığımız ıkramın çok başka bışekılde gerçekleşmış olmsı şoku atlattığımız andan ıtıbaren fazlaca keyıflıydı...en son ballantınes şışesıyle titüs tunellerınde koşturuyoduk sanırım samandağ yakınlarında...hatay sınırlarındakı butun ilçelerinde kunefe yemiş olmanın haklı...